Öykü

Aslında Giderken Yağmur Başlıyor, Daha da Güzel Değil mi?

Merhaba Kayıp Rıhtım Ailesi,

23.30’da kardeşimle buluşacağım. Evde. Enteresan bir kız. Öncelikle belirtmeliyim ki yazılan öyküler, kalemden dökülenler hayranlık uyandırıcı. Son beş dakika içerisinde yaşadıklarım daktilo temasına daha uygundu. Tek kelime ile uygun seçtim. Öykü yazacağım dedim enteresan kıza. Konulardan habersiz, abla sana daktilo alayım yaz dedi. O tema geçti kardeşim, dedim, anlamayacağını bilerek. Abla seni Kafdağı’na çıkarayım orda yaz demesini beklemiyordum herhalde değil mi?

İçinde bulunduğunuz bu an dış dünyayla ilintisizleşen ve giderek yalnızlaşmanın havasızlığında kalan birilerine dağ esintisi gibi gelsin.

Hani bir an olur ufak bir iyilik deriz ya işte o bizim küçücük gördüğümüz iyilik belki Kafdağı’na çarpar, büyür büyür ve daha parlak haliyle sizi bulur. Sizleri bulsun.

Son zamanlarda memnuniyetsiz ağaçlar silsilesi gibiyiz. Bu ağaçların olumsuz etkisi Kafdağı’mızı etkilemez ümidi barındırıyorum içimde.

Hayal edin, yürüyorsunuz az ileride ayağınıza bir taş takılıyor o taşa vurup onu uzağa fırlatmak yerine alıp kenara çekiyorsunuz. Arkanızdan gelen kişi belki sizin gibi değildir, temkinli olamayıp takılıp düşecektir. Böylece hem taşı ait olduğu yere bırakıyorsunuz hem de siz ve manevi aileniz konforla yürümeye devam ediyorsunuz. Bilmelisiniz ki yola çıktığınız kişiyle yolculuk pek de sıradan olmayacak. O sizi görünenin de ötesine götürür. Yani siz su istersiniz o sizi okyanusa götürür. Sadece seyredin. Eşyayı, insanı ve alemi.

O varken illa tüm ilgiyi size gösterecek sanmayın birebir sizinle ilgilenmeyebilir ama karşınıza öyle güzellikler çıkartır ki siz hiçbir şey anlamazsınız. Hiçbir şey anlamadan mutlu olmak.

Hayat böyle değil midir varacağınız yere giderken karşınıza engeller diye isimlendirdiğimiz çeldiriciler çıkar. Gel gel onu boşver ben buradayım der. Hedefinizdeki yolda karşınıza sevdiğiniz ama çok tüketmediğiniz sadece aa o dükkân burada mıymış dediğiniz şekerci çıkar. Şekerci Akif. Aranılan şeker kahveli. Burası Mezitli şubenizle aynı mı dedim. Kahveli var mı dedim. Hemen anladılar hangi şekerden bahsettiğimi. Yok dediler. Burada bir tek o yok her şey var dedi. O diğer şubemizde dedi. Sağlık olsun deyip ayrıldım dükkândan. Zaten aradığım siz değildiniz diye söylendim.

Varmak istediğim yere giderken yol tarifini kimseye sormama kararı aldım. Açtım navigasyonu ve buldum. Kimseye sormadım bence neticede.

Hepimizin hayatında aktör dediğimiz bizi daha iyiye yönlendiren insanlar vardır. Bu insanlar her yere yakışır. Sıfatlar eğreti durmaz onda. Eylemleri uhuletle ve suhuletle yapar, yaptırır. Onunla gittiğiniz her yerde Kafdağı’nda Evgeny Grinko’dan Faulkner’s Sleep dinliyor gibi huzur bulursunuz ve o klipteki insan gibi düşe kalka, her düşüşte kalkacağına inanan, güneşin orada var olduğunu bilen insan huzurunu ya da tatlı hüznünü yaşarsınız. Kendiniz yaşamakla kalmaz şehre dönünce birkaç gün etrafa gülücükler saçıp aynı güneşle herkesi ısıtırsınız.

Huzur veya tatlı hüzün; herkes yaşadığı olaylar neticesinde farklı duygular barındırır şarkılardan değil mi.

Havf ve reca vardır. Yani ümit ve korku. Eksik olmasın hayatlarımızdan. Yani güneş hep vardır korkmayınız, her gün kara bulutlar olacak değil ya.

Ağaçlar silsilesi derken yanlış bir ifade kullandığımı sanmıştım yazımın başında, ama bakın:

Alem-i misal: alem-i ervahla (ruhlar alemi) alem- i şehadet (gördüğümüz alem) ortasında bir berzahtır (yerdir.) Nasıl ki küçük bir aynada gökler ve yıldızlar görünebiliyor. Öyle de görünen bu alemde çekirdek gibi küçük şeyler alem-i misalde bir cisim haline girerek büyük bir ağaç olur. Ağaç olur sevgili okur.

Biz en iyisi gelin çayımızı çekirdeğimizi alıp gidelim Kafdağı’na. Çöpleri yere atmadan sevelim bu dünyayı. Güneşi konuşturmak istiyorum o hiç diyor mu bu sabah da doğmayacağım? Her gün bizim için doğan güneşi yalnız bırakmayalım. O doğsun biz de onu izleyip şükredelim, seyredelim onu ve alemi.

Sıcak memleketlerde bilirsiniz yağmur afet derecesinde olmadıkça zarar vermez, aksine rahmet gözüyle bakanlardansak oh yarabbi çok şükür deriz. O yüzden telaş yapmayın olur mu birazcık atıştırsa. Güneş, rahmet ve yolculuklarınızda selamet peşinizi bırakmasın.

Aslında Giderken Yağmur Başlıyor, Daha da Güzel Değil mi?” için 1 Yorum Var

  1. Merhabalar
    Anlatımınızdaki doğallığa ve samimiyete hayran kaldım. Bir günlük okuyor gibi hissettim. Hayal gücünüzün gerçekçi, çarpıcı yansımasını gördüm öyküde. Yüreğinize sağlık.

Söyleyeceklerin mi var? Forumumuza gel ve sen de yorum yap!