Tüm Panayırların Heyulası
Öykü

Bir Okyanus Ruhu Yalnızlık

Mavi apartmana dair hatırladığım en berrak anıdır Taylan. Çocuklarla oynamaz, pencereye oturup Taylan’ı izlerdim. Perdeleri hep açık tutardı, annesinin fark etmediği zamanlarda da pencereleri. Soğuğa aldırış etmezdi. Kulaklıklarını takar dans ederdi. Sonra bana bakıp gülümserdi. Onunla ben de başlardım dansa. Bazen de hayallerde buluşurdum Taylan’la. Superman olur kurtarırdı beni Lex’ten.

Mavi apartmanın önünde çocuklar oyun oynuyordu. Taylan pencereyi açmış şarkı söylüyordu. Tabii diğerleri onu anlamıyordu, hasta olduğunu söylüyor hatta deli diyorlardı. Benim gülmediğimi fark edince, “Rabia Taylan’ı seviyor,” diye alay ettiler. Bağırdım onlara. “O deli. Onu kim sever ki!” Bir şangırtı. Taylan’ın odasının camı kırılmıştı. O günden sonra Taylan’la dans etmedik.

Taylan’a kendimi affettirmeliydim. Rengârenk balonlar aldım bakkaldan. Nefesim yettiğince şişirdim. Hepsinin ucuna birer kâğıt bağladım. Dileklerimdi hepsi. Balkon demirlerine bağladım her birini. Annesinin evden çıkış saati gelince Taylan’ın pencereyi açmasını bekledim. Perdeyi yavaşça araladığında Taylan’ın gözleri önce balonlarla sonra da benim gözlerimle buluştu. Balonları tek tek bıraktım dileklerimiz kabul olsun diye. Sarı renk balon gökte belirlenemez bir nokta halini aldıktan sonra kırmızı balonun iplerini çözdüm. O kaybolunca gökte, pembe ve ardından mor, beyaz. En son mavi balon da göğe yükseldi. Taylan’ın gözleri her uçan balonu tek tek takip etti. Bana bakmadan perdeyi kapayıp evin karanlığında kayboldu Taylan.

Şaşırmıştım. Bana bakıp gülümsemesini beklemiştim. Ben de balkona müzik çaları çıkardım. Taylan’ın en sevdiği şarkıyı son ses açtım. Sokak boyunca yayılıyordu müzik. Teker teker balkona, pencereye çıkmaya başladı insanlar. Bebeği uyuyan anneler kızıyordu, yaşlılar homurdanıyordu. Balkon kapısını da kilitledim ki annem müzik çalara bir şey yapamasın. Şarkı bitti, Taylan çıkmadı pencereye. Bir daha açtım şarkıyı. Ben de eşlik etmeye başladım. Taylan balkon kapısında belirdi. Ürkek bakışlarla bana bakıyordu. Mahallelinin bakışları Taylan’daydı. Daha önce hiç insanlarla göz göze gelmeyen deli çocuk balkondaydı. Ve Taylan dans etmeye başladı. Kendince şarkıyı da söylüyordu. Ben de eşlik ettim Taylan’a. Yeniden sardım şarkıyı başa. Mahalleli hayretler içerisinde bize bakıyordu. Şarkı bitti. Taylan kahkahalarla gülmeye başladı. Beni affetmişti.

O günden sonra her gün balkondaydık. Bebeklerimi alıyordum yanıma. Yere bir çul seriyordum. Bazen balkon demirleri arasına beşik bile kuruyordum. Sokaklara da arkadaşlarıma da küsmüştüm. Bebeklerim, hayallerim ve Taylan vardı sadece. Çay sofrası kurardım. Pembe plastik fincanlara hayalî çay doldurur, pembe plastik tabaklara hayalî kek koyardım. Sonra Taylan’a gösterirdim. Taylan da alırdı elimden, karşı apartmanın balkonunda otururken. Karşılıklı çay içerdik. Ben fincanı ağzıma değdirmeden bir “hüp” sesi çıkarırdım. Taylan da hayalî fincanı götürürdü dudaklarına.

Bebeğimi beşiğe koyar, sallardım. Annemin yün şişlerini alır, bebeğime patik örmeye çalışırdım. Taylan da kitap okurdu.

Gülümserdi Taylan. Konuşmamıza gerek yoktu. Yan yana olmamıza gerek yoktu. Gülümserdi Taylan ve beni anlardı. Hayatım boyunca beni anlayan tek insan olacaktı.

Bir akşam balkonda oynarken, babam geldi yanıma. Balkona çıkmamı yasakladığını söyledi. Mahallede dedikodular almış başını gidiyormuş. Genç kız olmama şurada ne kalmış, elin delisiyle balkondan balkona bakışıyormuşum. Babamın bana bağırdığını fark eden Taylan el kol hareketi yapmaya başladı. Babam soluğu, mavi apartmanda aldı. Taylan’ın babasına deli oğullarını akıl hastanesine kapatmaları gerektiğine dair bağırdı çağırdı. Benim başıma bir iş gelirse sorumlusunun Taylan olacağına ve gereğinin yapılacağına dair tehditler savurdu. Eve geldi ve beni banyoya kilitledi. O an Taylan neler yaşadı, neler hissetti bilmiyorum. Banyonun penceresinden dışarı bakmayı akıl ettiğimde vakit epey ilerlemişti.

Taylan sokağın başındaydı. Mavi apartmana, ardından bizim balkona baktı. Bir okyanus ruhu kadar yalnızdı. Arkasını döndü ve gitti. Bir daha Taylan’ı kimse görmedi.

Zaman ilerledikçe anladım. O bir büyücüydü. Sırrıpaşa Sokağı’nı terk etmesiyle sihri de onu terk edip benim bedenime dolmuştu. Okyanus ruhu bendim artık. Büyücüydüm. Her gece rüyama getirdim Taylan’ı. Ve deliydim. Mavi apartmanın karşısında camın ardında müzikle dans eden hasta kızdım.

Bir gün sokakta oynayan oğlanlardan birisinin dikkatini çekecektim. Beni sevecekti. Sonra.

Bir okyanus ruhu kadar yalnız olacaktı.

Öne Çıkan Yorumlar

  1. Oldukça tatlı ve masalsı bir öykü. Mine Söğüt romanlarının havasını hissettim. Kaleminize sağlık.

Söyleyeceklerin mi var? Kayıp Rıhtım Forum'da yorum yap.

Yorum Yapanlar