Tüm Panayırların Heyulası
Öykü

Çocukların Ejderhaları

Aklında koca bir ejderhanın devasa renkleri olan çocuk belirdi. Gözden uzak köşeden görünür kısma geçmiş ve hikâyemize konuk olmuştu.

Bu küçük çocuğun adı Berke’ydi. Berke ailesi tarafından şımartılmamış yegane çocuklardan biriydi. Mahallesindeki diğer tüm çocuklar gibi o da diğer çocuklardan olmanın çocuksu yokluğunu bilinmezlikle sürdürdü. Gerçekten de bir bilinmezlikti o ve onun gibileri renkli dünyaları. O bir örnek, diğer tüm milyarlarcası gibi o da bir çocuk hem de hayalleri olan bir çocuk…

Onu bir ejderha olarak görüyor ve öyle nitelendiriyorum. Usta bir yazarın notları değil bunlar, sadece bir hikaye. Ey okur , zaman dar ve sen; bu metni sadece oku ve geç.

Berke hiç konuşamıyor. Hiçbir zaman da konuşamayacak. Doğuştan dilsiz. Mesela, onun yaşındakiler sperm nedir bilmiyor. Yarıştığı babadan kardeşleri denebilecek boyutta bir nevi kurbağa yavrusu misali spermler yarış yapar ve sonunda biri veya birkaçı yarışı kazanır. Sonuçta ortaya bir bebek çıkar. Gerisi zaten kitaplarda uzun uzun anlatılıyor. Ancak Berke yarıştığı spermlerin farkında değil. Bunca spermi geçip kendi gün yüzüne çıktığını bilmiyor. Ama hiçbir sperm de onun spermi kadar usta değil. Baksanıza şu işe… Aslında size küçük bir sır vereyim Berke dilsiz ama o bir dahi. Allah ona mükemmel bir beyin bahşetmiş.İşte kudret ,işte gen, işte renk…

… İşte hayat da böyle bir şey. Kimi için vazgeçilemez bir meta, belli ki orada kalmak istiyor. Ama Berke kendini hiç bilmediği ejderhalar kadar kudretli görebilecek bir zekaya sahip. Ondaki bu ejderha aşkı da nerden çıktı?

Ama Berke ejderhaları seviyor ve onlar gibi olmak istiyor. Okuma yazma öğrendiği dönemde olduğu için ve güzel resim de çizdiği için Berke bir ejderha olmak istiyor. Çünkü ejderhalar hep çok güzel ve iyi, ona göre. Keşke Dünya’daki tüm insanlar ejderha olsa diye çabalamak istiyor. O daha bir çocuk. Ama bir dahi. Onun diğerlerinden ne farkı var?

Berke evinde oynamaya bayılıyor. Annesi ile birlikte parka çıkıyor. Berke’nin maalesef ki hiç arkadaşı yok. Berke konuşamadığı ve henüz tam anlamıyla dil bilmediği için derdini de anlatamıyor. O şu sıralar her tarafa bir ejderha çizmek ile meşgul. Onların rengarenk derilerini hayal ediyor, her bir rengi ayrı ayrı işliyor. Aslında tüm renkler aynı ejderhayı oluşturuyor. Berke yıllarca düşündü durdu. Ejderhalar aslında bir imge idi, belki de bir metafor. Ama ejderhalar kötü değiller miydi? Ama öyle anlatılmadı ki ona…

Berke ejderhaları çok iyi olarak tanıdı. Kitaplarda onları çok iyi gördü. Bu yüzden de Berke onlar gibi olmak istiyor. Tüm ejderhalar iyi ona göre…

Berke bundan yıllar sonra aynı ejderhayı başka kılıklara sokacak. Başka başka ejderhalar girdi zannedecek hayatına, belki de girecek sahiden. Çocuksuluk değil bu durumun sebebi. Berke çok iyi ve herkes iyi olsun istiyor. Berke daha iyi ejderhalar görür umarız. Ama ejderhalar ağızlarından duman çıkartırlar. Ejderhalar iyidir de yalnız çocuklar için. Bedenlerinde taşıdıkları renkler var mıdır? Bilinmez ama ejderhalar vardır. Bunu bir çocuk söylemiyor emin olun.

Bence bırakalım da Berke yaşasın ve görsün. Ejderhaları bakalım hangi kılıklarda görecek ve seyredecek? Ejderhalar renk…

Berke bilmem kaç yaşında…

Çocukların Ejderhaları” için 4 Yorum Var

  1. Merhaba, öyküde kullandığınız üslup Berke ile empati kurmamızı sağlıyor. Çocuk zihnindeki saf karmaşayı güzel aktarmışsınız. Umarım Berke hayatı boyunca hep iyi ejderhalarla karşılaşır. 🙂 Kaleminize sağlık. 🙂

  2. Tebrik ederim. Her öykünüzde yeni bir tarz ortaya koyduğunuzu düşünüyorum. İnanıyorum ki bu çabanınız karşılığını göreceksiniz.

    Öykünüzü okurken, karakterden çok yazar ile bütünleştim. Karakterin davranışlarını genellemeniz, yazarı ön plana çıkarmış. Bu iyi mi kötü mü bir karar veremedim, sadece konuyla ilgili bir geri dönüş bildirmek istedim. Berke’nin hayatı ile ilgili örnekler görebilseydim, belki Berke daha çok gözümün önünde canlanırdı.

    Elinize sağlık.

  3. Aslında sembolik bir çalışma, her şeyin ,ki her şey bazen koca bir hayata bedel olabiliyor, ne kadar da boş olduğuna değinmek istedim. Kaybettiğimız basitliklere bir nevi gönderme bu yazı da.çağdaş olmak adına çağdaş olamayisimiz,dolu görünmek adına gittikçe boş oluşumu gibi aslında. Dedigim gibi hersey bir basitliklere ibaret ve yazı da bazen basit olmalı.
    Okuduğunuz ve yorumladiginiz içinde ayrıca teşekkür ederim.

Furkan için Yorum Yap Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır.Yıldızlı olan alanların doldurulması zorunludur. *