Öykü

Dağın Ardı Acı

Takip edilip edilmediğini bilmiyordu ama emin olduğu kaçtığının çoktan anlaşılmış olduğuydu. Hem acele etmekten hem de hiç alışkın olmadığı bir şekilde tırmanmaktan dolayı nefes nefeseydi. Avuçlarını açtığında narin ellerinin kesikler ve yaralar içerinde olduğunu gördü. Kısa bir sürede olsa dinlenmek için düzce bir kayaya oturdu. Sabah, her zaman olduğu gibi ibadetlerini yapmışlar, peşinden kendileri için hazırlanan mükellef kahvaltı masalarına oturmuşlardı. Jimnastik saatini güçlükle tamamlamıştı. Verilen molada istirahat edeceğini söylemiş ve ardından önce konutuna ardından dağlara kadar uzanan yola çıkmıştı. Aşağıya ovaya baktı. Adına cennet dedikleri köyünün de bulunduğu yem yeşil ova anılarını bir kere daha canlandırdı. İşler o kadar düzenliydi ki. Ortada kocaman bir mabed vardı. Çevresinde küçük bahçeler içerisinde kendi evleri sıralanmıştı. Ders çalışıyor, okuyor, dua ediyorlardı. Onunda dışında ihtiyaçlarını gördükleri hizmet binaları ve işlikler vardı. Tarlalar, ormanlar ve bir duvar gibi yükselen Kafdağı.

Kaçma fikrinin karar aşamasına geldiği günlerde uzun zamandır içinde olan sıkıntı bir kere daha nüksetmişti. Hissettiklerini tanımlayamıyordu, açıklayamıyordu ve kimseyle paylaşamıyordu. Bir boşluk vardı geçmişinde Kimdi, neden buradaydı. Üstelik aynı düzende sürüp gidecek bir gelecek söz konusuydu. Çocukluğundan beridir doğup büyüdüğü ve huzur içinde yaşadığı bu yerden sıkılmaya başlamıştı. Üstelik bu sıkıntıyı aklına getirdiğinde başına bir iş geleceğinden korkuyordu. Ratio; her şeyin düzenleyicisi büyük akıl, sahibi oldukları rahatı, güveni ve huzuru geri alabilir diye korkuyordu. Korkusunu bastıransa çevrelerini saran dağların ardında neler olduğunun merakıydı. Bir defasında en sevdiği öğretmene bu soruyu sorduğunda; Dağın ardı acı, dağın ardı yokluk, zorluk demişti. Birkaç gün önce arkadaşına durumu anlatmaya çalıştığında aynı evi paylaştığı arkadaşının kaşlarının çatıldığını görmüştü. İşte o zaman okun yaydan çıktığını anlamıştı. Arkadaşının kendisini ele vereceğini biliyordu. Bir maceraya çıkmıştı ve dönüşünün olmadığını da biliyordu.

Oturduğu yerden kafasını kaldırıp baktığında adına Kafdağı dedikleri kayalıkların zirvesini gördü. Baş döndürücü bir şekilde yükselmeye devam eden geldiği yoldan daha keskin kayalar ve zirve. Zirveyi örten bulutlar elini uzatsa değecekmiş gibiydiler, az bir yolu kalmış olmalıydı. Birden sesler duydu. Bakışları ayaklarının dibine indiğinde, gölgeleri gördü. Kendilerinden olmayan siyahlar giyinmiş adamlar makine gibi çıkıyorlardı. Biraz aşağısında az önce geçtiği yerlerden geliyorlardı ve oldukça kalabalıktı. O düşüncelerine daldığında gelen sesleri duymamış olmalıydı. Korkunun beslediği enerjiyle tekrar tırmanmaya başladı. Bir adım daha, bir nefes daha diyerek yukarı çıkıyordu ama avcılar daha hızlıydılar sanki. Dakikalarca tırmandı. Avuçlarının içi, kolları, dirsekleri, ayakları, dizleri sıyrıklarla dolmuştu, kan içerisindeydi. Tüm kaslarının iflas edeceğini ve öylece yığılıp kalacağını düşündüğü bir anda bir el bileğini kavradı. Kendini karanlık bir mağarada buldu. Mavi gökyüzü adım adım geri çekiliyordu. Birden, bileğini kavrayan el onu dar bir boşluğa çekti. Ve ardından kocaman bir kaya ışıkla arasına girdi. Öğretmeninin söylediği yokluğa geldiğini düşündü. Dudaklarından “Yüce Ratio” kelimesi döküldü.

Geniş salonda masasında oturan yaşlı adamın öfkeli sesi yankılandı. “Bir kere daha başarısız olduğunuzu mu söylemeye geldiniz.” Siyah takım elbiseli adam bir şeyler söylemek için dudaklarını araladığında “ Ama Lordum, Asiler…” “Hep aynı mazeret. Bu soruna en kısa zamanda bir çözüm istiyorum” dedi. Eliyle kapıyı gösterdiğinde Avcıların lideri küfürler ediyordu…

Cevdet Denizaltı

Ben Cevdet Denizaltı; tercih ettiğim şekilde olursa Aziz Hayri. İzmir’de Eşrefpaşa’da doğdum. Önce Çınarlı Endüstri Meslek Lisesini sonra Erkek Sanat Yüksek Öğretmen Okulunu bitirdim. Makine Teknolojisi bölümü öğretmeni olarak görev yapıyorum. Okumayı, araştırmayı, yazmayı seviyorum. Tür ayrımı yapmam, bilimkurgu, fantastik kurgu ve tarihi romanlar favorim. Poe ve Tolkien hayranıyım.

Dağın Ardı Acı” için 2 Yorum Var

  1. Dipsiz dedi ki: dedi ki:

    Sevgili @azizhayri

    Bu sefer farklı bir teknik denediğini görüyorum. Okurken keyif aldım.
    Hikayenin akışında nedensiz hiçbir detay vermemeye çalışırım bu yüzden aşağıda “konutuna” neden uğradığına bir açıklama getirilebilir mi, diye düşündüm. Eğer dağlara çıkarken bir kaçış amacıyla bunu söylediyse ben bunu okurkem tam olarak kavrayamadım.

    Aşağıda ise yaşadıkalrı yeri tanımlayabilmek için bir araç gibi kullanmışsın. BU güzel bir teknik. Sanırım içgüdüsel olarak yazdığın bir bölüm. Bir kez daha ziyaret edebilir misin. Güzel bir cümle biraz daha parlatılması gerekiyor. Örneğin “anılarını bir kere daha canlandırdı” yerine gözünün önüne getirdi sanki daha uygun gibi. Krakterin sadece bir kaç dakika önce kaçtığından, yaşadığı yere ait tecrübeleri hala çok sıcak ve bu yüzden anı olmak için çok tazeler diye düşündüğümü saklayamam.

    Gördüğün gibi bunlar kocaman bir tabaktaki ufak detaylar.

    Eline ve düşgücüne sağlık
    Sevgiler
    Dipsiz

  2. İyi Akşamlar: Temel sorunun ne olduğunu buldum. Ben ya da biz kafamızda bir hikaye tasarlıyoruz. Bu bizim için açık ve seçik bir dosya oluyor. Kimin ne düşündüğünü ve nasıl hareket edeceğini gayet iyi biliyoruz. O hikayeyi anlatmaya kalkışınca sanki tüm bildiklerimizi açıklamışız gibi geliyor. ama aslında ortaya çıkan ürünü kafamızda ki bilgilerle değerlendirdiğimiz için bize yazdığımız her şey gayet net geliyor. İşin aslı ise sizin de yazdığınız gibi eksik. Verdiğiniz örneğe bakarsak “ardından önce konutuna ardından dağlara kadar” aslında "Kahramanım gizli kaçabilmek için doğrudan dağlara yönelirse hemen yakalanacağını düşünerek önce konutuna gitmeyi -çeşitli nedenlerle- ardından dağlara yöneldiğini anlatmak istemiştim. Ve Daktilo konusunda gönderdiğim dosyayı hazırlarken verimli bir damar bulduğumu anlamıştım. Eğer vaktim olursa devam ettirmeyi düşünüyorum. Bu konuda gelecek aylarda iyi ipuçları verilesini bekliyorum -Yazının burası idare içindi-
    Okuduğun ve değer verip eleştirdiğin için de bir kere daha teşekkürler…

Söyleyeceklerin mi var? Forumumuza gel ve sen de yorum yap!