Öykü

Deniz Kabuğu

Denizlerin büyücüsü eskiden karada hüküm sürermiş. Efsaneye göre bir insan kızı kalbini çalmış, karaya bir daha ayak basamamış büyücü. Kalbi olmadan ona kucak açmamış toprak. Büyücüye de denizin derinlikleri kalmış. Bir zamanlar sevdiği kız için topladığı deniz kabuklarından kendine sığınak yapmış orada.

Deniz halkının en iyi bildiği masallarındandır bu. Deniz çocukları, ailelerinden habersiz derinliklere dalıp, kalbi olmayan büyücünün tuzağına düşmesin diye her gece yosun yataklarında uykuyu beklerken anlatılır onlara.

“Kalbi olmayan büyücüden uzak dur!”

 

Ama kalbi olmayan biri nasıl yaşar? Deniz Krallığının genç prensesinin sorusuna cevap yoktur. Ne çocukluğundaki dadısı, ne ablaları ne de muhteşem, kudretli deniz kralı babası…

Genç prenses taç giyme töreni yaklaştıkça bu çocukluk masalına daha da düşer. Geceleri rüyalarında deniz kabuklarından bir ev görür. Hiç yaşamadığı bir hayatın anılarını, güneşin tenini okşayışını, toprağa basan ayaklarını görür düşlerinde.

Taç yeminini ezberlemesi için odasında yalnız bırakıldığı bir gün, usulca kaçar İnci Saray’dan. Işıltılı kuyruğunun tüm enerjisi ile yüzer. Balık sürülerini, Deniz Kestanesi Ormanını geçer. Krallığın sınırına kadar gelir.

Solungaçları nefes almasına yetmezken görüverir deniz kabuklarından evi. Önünü kapatan yosunları iter yeni bir hevesle.

Taş kapıya süzülür. Üç kez vurur.

Kimse gelip açmayınca hevesi kırılarak dönecek iken kapı usulca aralanır. Deniz Prensesi içeri girdiğinde taş kapı ardından kapanır. Kendini bir kabarcığının içinde bulunca panikler, kabarcığı kuyruğu ile tekmeleyerek patlatacakken ipeksi bir ses “ Kabarcık sizin iyiliğiniz için Prenses.” der.

Prenses hızla döner sesin geldiği yöne doğru.

Genç prensesi tutan kabarcık hariç, içeride denizden iz yoktur. Tıpkı kara gibi. Deniz kızı susuzlukta kurumanın ürpertisi ile kendine sarılırken mavi gözleri merakla içeriyi tarar.

Deniz büyücüsü bir koltukta oturuyor ve oldukça insan görünüyordur. Prenses nedense onun karadan geldiğini bilse de insan olacağını düşünmemiştir.

“Gelmenizi beklemiştim, majesteleri.”

Prenses, büyücünün gözlerine bakar. Denizin altında her şey biraz soğuk, biraz mavidir; genç deniz kızı da mavinin, grinin ve yıldızlı gecenin renklerini bilir bir tek, bu yüzden büyücünün kahverengi gözleri ona ilginç gelmiştir.

Farkında olmadan kabarcığı ile büyücüye doğru süzülür havada. Büyücünün yaştan uzak ama bilge yüzünü bir gülümseme kaplar.

Deniz kızının kendisini inceleyip merakını gidermesine izin verir.

Deniz kızının merakı dinince “Sende bana ait bir şey var, Prenses.” der. Deniz kızının boynunu süsleyen kristal kalbi işaret eder.

Deniz büyücüsü yıllar önce genç bir kasaba büyücüsü iken, bir kadına aşık olmuş, ona kalbini sunmuştur.

 

Oysa o kadın denizler kralının insan eşi, denizler kraliçesinden başkası değildir. Büyücünün kalbini çalıp, deniz insanı olmak için kullanmıştır. Küçük prenses dünyaya gelince de kalbi onu koruması için prensesin boynuna takıp krallığı terk etmiştir.

Prensesin eli boynuna gider.

“Bu annemden kalan tek şey.”

O, asla annenin değildi.”

Prenses aldığı yanıtla duraklar. Anılar zihnindedir ve büyücü haklıdır. “Neden daha önce istemedin?” der.

“Bugün 18 yaşına basıyorsun, Prenses. Babandan gelen kanın anneninkini bastıracak. Eğer kalbimi senden daha önce alsaydım deniz seni reddederdi. Annen bir hırsızlık yaptı, karşılığı ölüm olmamalı.” der büyücü derin sesiyle.

Deniz kızının eli boynundaki zincirde gezinir. Zihnindeki büyücünün anıları ve onu bekleyen tacın ağırlığı arasında genç kalbi ezilirken sorar:

“Ya bir gün annemin tarafına dönmek istersem? Ya kanımdaki insanlık beni karaya çekerse?”

Büyücünün elleri kabarcığı geçer, deniz kızının yüzünü avuçları arasına alır.

“O gün sana karada yürümeni sağlayacak bir inci yapacağım.” der.

Prenses kolyeyi çıkarır ve kristal kalbi büyücüye uzatır. Büyücü dolan gözleri ile kalbini alır. Deniz kızının saçını okşar, sonra etraflarındaki kabuktan ev yıkılır, büyücü ise gerisinde bir deniz kabuğu bırakarak yok olur.

Taç giyme töreni sonrası prensesin ışıltılı tacına iliştirilmiş deniz kabuğunu sorar bazıları.

Prenses ise “eski bir dostun hediyesi” diyerek yanıtlar. Dudaklarında bir tebessüm ile…

Deniz Kabuğu” için 3 Yorum Var

  1. pcd dedi ki: dedi ki:

    Merhaba,

    Normalde bana itici gelen geniş zaman kipi, bu masalsı öyküye çok yakışmış. Anlatımınız akıcı ve güzel.

    Elinize sağlık.

  2. Nova dedi ki: dedi ki:

    Benim de sık tercih ettiğim bir şey değil geniş zaman doğrusu. Masalsı bir tema varsa kendiliğinden yakıştırıyorum sadece. Yorumunuz için çok teşekkür ederim.

  3. Merhabalar,

    Minik bir masal mizanseni yarattığınız öykünüzü genel hatlarıyla beğenmekle birlikte biraz daha detaylandırmanın kurgu açısından iyi olacağını düşünmekteyim. Masal masal içinde yaklaşımını sevdim aslında sadece annesinin kalbi çalışına dair küçük bir çatışma veya olay eklenebilirdi gibi geldi. Bu minik öneriyle birlikte deniz kabuklarından incilere varan yolculuğun bende bıraktığı genel tını keyifliydi.

    Kaleminize sağlık,

    İlhamla kalın!

Söyleyeceklerin mi var? Forumumuza gel ve sen de yorum yap!