Öykü

Gölgenin Bir Günü

Ne zamandır uyuyor olabilirim?

Uyandığımda anıların ağırlığını hissediyorum ama gözümün önüne gelmiyorlar, dilimin ucundalar. Her sabah aynı şeyi hissettiğime dair ipuçları yakalıyorum, bir gecede kırışmış olamaz ya ellerim.

Çocuklar annelerinin tembihiyle bana sığındılar, bir tane de kedi. Güneş kayıp giderken ben de yerimi değiştiriyorum. Çocuklar oyuna dalmış, parktaki canlılığa karşın bütün gün uyumayı tercih eden kedi ise güneşte kaldıkça her seferinde şöyle bir gerinerek yeni yerine yerleşiyor. Halimden memnunum en az onlar kadar. Rüzgâr dalları savurdukça ben de dalgalanıyorum.

Yoldan geçen arabaların korna sesleri hepimizin dikkatini çekti, kedinin sol kulağı efendim der gibi huzursuzlandı, cevap alamadı sanki, biraz daha bekledi ve gerginliğini kaybetti. Çocuklar oyuna ara verdi, içlerinden bir tanesi fırsat bu fırsat diyerek topu eline aldı, az sonra oyunu o başlatacaktı. Korna seslerine minnettarlık duydu; topa ikinci kez dokunuyordu. Yanlış saymadıysam on bir arabaydı konvoy. Yedinci arabanın tepesinde baklava tepsisi vardı ve konvoy kavşaktan sola döndüğünde, tepsi ben kaçar hadi eyvallah dedi ve sağa fırlattı kendini. Gözüm, şerbetini yola savuran tepsiye takıldığı için birkaç araba kaçırmış olabilirim. Konvoy gidince kaldığımız yerden devam ettik. Derken çocukların oyunu bitti, anneler kocaman bir sofra kurdu üstüme –ezilmiyorum ayaklar altında, her seferinde üste çıkmayı başarıyorum – yemekler yendi afiyetle. Birkaç saat sonra toparlanıp gittiler. Yalnız kaldım. Güneş batarken uzadım ve uykuya daldım.

Ne zamandır uyuyor olabilirim?

Sanırım koşuyorum. Otobüse yetişince birden durdum ve başım döndü. Oturacak bir yer buldum ama memnun değilim. Gövdemin üstü camdan geçiyor ve yerde uzanarak patlamış bir top gibi duruyor. Bu baş ağrısı da neyin nesi? Başka bir yere otursam geçer mi acaba? Bilmiyorum. Saat toplantıya on yedi kala, umarım yetişirim.

Join the discussion at Kayıp Rıhtım Forum'da yorum yap.