Tüm Panayırların Heyulası
Öykü

İskelet Prenses Paradoksu

Masa başında oturmuş bu öyküyü yazıyorum. İskelet Prenses de hemen karşımda, kanepe kurulmuş, ayak ayak üstüne atmış. Dizlerine uzanan bir elbise içinde. Ben de bu öyküde olmalıyım, diyor, senden daha çok ilgi çekiyorum.

Haklı da. Fakat buna nasıl izin veririm, kendimden vazgeçmek değil mi bu? Baraka, kelimesini odaklanıyorum. Kalem, kağıda uzanıyor, özensizce birkaç kelime damlıyor.

Ayağa kalkıyor İskelet Prenses, odada yarım bir yay çizip arkama geçiyor. Her adımı, topuğunun her vuruşu kulağımdan içeri akıyor, yüreğimin çarpıntısına karışıyor. Elini omzuma koyuyor, kulağıma eğiliyor, bu öyküyü ben yazsaydım diyor, ve ben ürperiyorum. Ne zaman söz hakkı tanımıştım ona, ne zaman fikir danışmıştım bu lanetli yaratığa? Doğru ya Lanetli Prenses demeliydim ona, unutmamak adına. Ve belki de kontrole hiç sahip değildim öyküler boyunca.

Bu öyküyü ben yazsaydım, diyor İskelet Prenses, kendimi bu barakanın içine hayal edebilirdim, seninle birlikte bu harabenin içindeyiz. Sanki, diyor susuyor, doğrulup masamın önüne geçiyor, elini masaya dayıyor, ve tekrarlıyor: Sanki zihninin içine girmişim de bir diyaloğa oturmuşuz. Bir ateş basıyor bana, kalbim hızlanıyor, boğazım kuruyor, elim terliyor. Mendil ile kuruluyorum.

Pencereye doğru yürüyor İskelet Prenses, eteği uzamış yerde sürünüyor, hışırtısını duyabiliyorum. Perdeyi aralıyor. Bak ne de karanlık diyor, dışarısını işaret ediyor. Konuşmuyor da kölesini kırbaçlıyor İskelet Prenses, her bir darbede efendiliğini kutsuyor.

Tutunamıyorum daha fazla, bir mum gibi eriyorum, derim ağırlığımı taşıyamıyor, yırtılıyor, ve kendimden akıyorum, zemini kaplıyorum. Bir kahkaha atıyor İskelet Prenses, odada yankılanıyor zaferi.

Üzerime basa basa yürüyor, ayak yanaklarına yapışıyorum. İskarpinlerini ne ara çıkarmış ki, takip edemiyorum bu kızı artık. İskemleme oturuyor, karalamamı buruşturup yere atıyor. Yeni bir kağıt çıkartıyor. Kalemi hokkaya batırıyor, ve yazmaya başlıyor. Masa başında oturmuş bu öyküyü yazıyorum.

Deniz Eksilen

Öykü, roman, novella, deneme ve şiir yazıyorum. Psikolojik hikayeleri seviyorum. Arada gerçekçi kurgular kullansam da, bilimkurgu ve fantastik favorim. Yorgos Lantimos izliyor, Marcel Proust okuyor, Heraklitos'u düşünüyor, Carl Sagan'ı anıyor, Progressive House dinliyor, scooter kullanırken elimi uzatıp otlarla tokalaşıyorum. Rüzgarı, dalgayı, ve abartmadığı sürece yağmuru seviyorum. Anime ga daisuki desu.

İskelet Prenses Paradoksu” için 19 Yorum Var

    1. Yok yok kontrol bende, yani sanırım. Arada çatışmalar yaşamamız normal zaten, insan kendi kendisi ile çatışmıyor mu. Zamanınız için teşekkür ederim.

  1. Yazar ve karakter arasındaki ilişki her zaman ilgi çekici olmuştur. Sizin iskelet prenses ile olan savaşınız da aynı şekilde. 🙂 Zevkle okuduğum bir öykü oldu. Elinize sağlık.

    1. Teşekkür ederim. Bence de yazarın, karakterlerle arasındaki ilişki ilgi çekici. Hem okuyucu hem de yazar için. Beğenmenize sevindim.

      Tekrar görüşmek dileğiyle.

  2. Hikayelerinizdeki bu asi, tatlı sert havayı seviyorum. Cümleler ahenkli, hoşuma gittiğinden bazı kısımları iki kez okumama neden oluyor. Son iki paragrafı başarılı buldum, hikayeye kattığı atmosferden ötürü.

    “Konuşmuyor da kölesini kırbaçlıyor İskelet Prenses, her bir darbede efendiliğini kutsuyor.” İşte, burası da prensesin kişiliğinin özeti gibi. 🙂

    1. Beğenmenize sevindim. Elimden geldiğince üslubunu geliştirmeye çalışıyorum. Yorumunuzdan doğru yolda ilerlediğimi düşünüyorum.

      Garip değil mi, normal hayatta ezilenin tarafını tutarken, öykülerde kötü davranışlara sahip karakteri benimseyebiliyoruz. Yazı, gerçekten de büyülü bir iş.

      1. Evet, garip ama nedeni belki de kendimizden bir parça bulmamızdır. Ben bastırmaya çalıştığımız öfkemiz ya da sert yanımızın hikayelerde bu şekilde ortaya çıktığını ve bu sayede biraz rahatladığımızı düşünüyorum. Kim her zaman pozitif olabilir ki. 🙂

        1. Doğru, biraz öz eleştiri yapabilen kişi, her taşın altında bir böcek bulabileceğini anlar. Kendisini olduğu gibi kabul etmeye başlar. Fakat bu beceri sert tecrübelerle edinilir, umarım sizde böyle olmamıştır.

  3. Merhaba; iskelet prensesin öykülerini okumak çok zevkli. Bir kitaba dönüşecek sanırım yakında tabii prenses uygun görürse.
    Şu ilk ve son cümlenin tekrarı döngüye sokuyor bizi. Çok güzel olmuş. Satır başı mı olmalıydı acaba? Ellerinize, yüreğinize sağlık…

    1. Merhaba,
      Açıkçası satır başı konusunu hiç düşünmemiştim. Siz belirtince farkına vardım. Hala da bir karar verebilmiş değilim. Yazarken ilk ve son cümleyi aynı kullanabilmeyi planlarken, düzen konusunu oldukça göz ardı etmiştim. Öneriniz farklı bir bakış açısı sunuyor. Teşekkürler.

      İskelet Prensesin öykülerinden tat almanıza sevindim. Umarım kendimi devamlı geliştirip bu ilgiye layık olurum. Okuyup yorumladığınız için tekrar teşekkürler. Bu arada belirtmem gerekirdi ki, öykünüzü bu ay görmemeyi beklemiyordum.

      1. Merhaba; Bu ay seçkide öykümün yokluğunun farkında olunacağını hiç düşünmemiştim. Dikkatiniz için, kendi adıma ayrıca teşekkür ederim. Aslında yazmaya başlamıştım. Kurgusunu da yapmıştım ama araya geziler ve yakın çevremde bazı sağlık sorunları girince yoğunlaşamadım. Tamamlayabilirsem, paylaşmaya çalışırım.(nasıl olacaksa?!) Gelecek öykülerde görüşebilmek dileğiyle

        1. Katılmaya başladığımdan beri ben de sıkı takip ediyorum, kim katılmış, kim katılmamış. Alışılan isimleri göremeyince garip oluyor insan. Ne kadar çok öykü görürsem o kadar mutlu hissediyorum.

        2. Bu konuda forum’a kayıt yaptırmanızı tavsiye edebilirim. Bu ayki öykünüzü, iki ay önceki yayınlamadığınız kısa öykünüzü, ve farklı konudaki öykülerinizi paylaşabilirsiniz. İyi bir ivme yakalamışken sıkı tutunun derim. Ki bildiğiniz gibi bir sonraki seçki Haziran değil, Temmuz ayında.

  4. İskelet prensesin hatrına acımasız olamıyorum. Ama en baştan söyleyeyim. Baraka ile ilgisiz bir hikaye olmuş.
    Bunun dışında her zamanki gibi muhteşem sözcükler, tasvirler ve gülünmemesi gereken yerlerde gelen kikirdeme hissi gibi acımasız bir mizah.
    Yazan hiç kimse karakterlerinden habersiz tek bir adım bile atamaz. Gün gelir karakterle kim kimi yazıyor diye kavga etmeye başladığınızda, szi delirdiğinizi insanlar da muhteşem yazdığınızı söyleyecektir.
    Başladığı yere dönen metinler zaten muhteşemdir. Ama bu başladığı yere dönmeden başdöndürenler harikulade.

    1. Ne deseniz haklısınız. Hala gelişme aşamasında olduğum için biraz korkakça yazdığımı kabul etmeliyim. Tema üzerine yazmam gerekirken, iyi bir öykü yazmaya çalışıp temayı, ve bazen de sadece o kelimeyi, öyküye dahil ediyorum. Gelecek seçkilerde kendimi affettirmeye çalışacağım.

      Sizden gördüğüm çift öykü geleneğini sürdürüp, bir yandan klasik bir öykü yazarken, diğer yandan da farklı bir tarzda denemeler yapmaya çalışıyorum. Sizin ve diğer arkadaşların geri bildirimlerinden doğru yolda ilerlediğimi düşünüyorum.

      Okuyup değerlendirdiğiniz için teşekkür ederim.

  5. İlginç bir öyküydü. Sıradışı bir anlatım. Birkaç yazım yanlışı dışında gayet iyi bir metindi. Özellikle kafiyeli cümle sonları kulağa tıpkı bir masal okuyormuş edası veriyordu. Eline sağlık, yeni öykülerde görüşmek üzere.

Nurdan Atay için Yorum Yap Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır.Yıldızlı olan alanların doldurulması zorunludur. *