Öykü

Mektup

Sevgili N.Y.

Sana bu mektubu yazabilmem için bir bahane gerekiyordu. O bahaneyi buldum. Yıllarca haberlerini manşetlerde takip ettikten sonra bazen seninle konuşurken bazense işte şimdi başladığım mektubu yazarken hayal ederdim kendimi. Sayfalarca mektup yazmış olmalıyım, hayali sayfalara. Gerçek mektubu yazmaksa çok zor.

Hapishanede on yıl sekiz ay altı gün geçirdin. Sayıyorum. Geçen hafta cezan kesinleşti, müebbet hapis. İlk günlerde hep aklımdaydın, hastalanıp yataklara düştüm ve sevgilime bile anlatamadım. Kendimi, şimdi hatırlatacağım sana. Umarım mektup eline geçer. İlçenin hapishanesi varmış, bilmiyordum. Bina, tren yolunun arkasına düşüyor her halde. Hiç oraya gitmedim. Yaz tatillerinde gelirdik zaten. Son yirmi yıldır da ben İzmir’de yaşıyorum.

İlkokul sıralarından arkadaşınım. Ben, hemen arkanda oturan kara kuru, sümüklü kızım . Seni çok iyi hatırlıyorum çünkü beni savunurdun. Savunurdun dedim, ezilirdim ben. Öğretmenden çok korkardım, sorduğu hiçbir soruya cevap veremezdim. Siliktim. Cevabını bildiğim sorulara bile parmak kaldırmazdım. O ablak suratlı, yamuk yılık traş olan, yaşlılık kokan öğretmene “Görmüyor musunuz? Korkuyor sizden!” demiştin. Kulak kepçene yapışmıştı öğretmen hırsla. Biz çocuk dövmenin, dayağın suç sayılmadığı zamanların çocuğuyduk. Önüne gelen bir tokat atardı. Okulda öğretmen, büyük sınıflar, evde annem, babam, abim hatta küçük erkek kardeşim. Biliyordum, sen ezdirmiyordun kendini. Dimdik duruyordun benim korkup pustuğum her şeye sen başkaldırıyordun. “Bırak kulağımı, nalet olsun senin öğreteceğin şeye!” diye bağırarak sınıftan çıkmıştın. Sümüğün akmazdı senin, güçlü uzun boylu bir kızdın.

Sevgili N. gazetelerdeki fotoğrafını gördüm, gözlerinde aynı kara sürme, seni tanımayanlar süslendin sanır, gözlerin kendinden sürmelidir. Boyun, kolunda yürüdüğün jandarmalar kadar. Senin sayende yaşadığım duygunun adını buldum. Korkaktım ben çocukken. Şimdi değiştim. O korkak çocuğu köyden alıp büyük şehre getirdi kaderim. Ben büyük şehirde, o köylü içine kapalı pısırık kız olarak hayat bulamayacağımı anlayınca, sen olmaya karar verdim. Aynı senin gibi savunmacı ve kavgacıydım. Kimseye hakkımı yedirmedim. Burnumu sildim. En önde oturdum sınıflarda. Ailem hayret etmişti üzerimdeki değişikliklere. Kimsenin bilmediği şudur, ben o korkak kız çocuğunu evde bırakırken, seni yanımda taşıyordum. Bildin mi beni? Ben, oğlan çocuklarının dalğa geçtiği kızların arasına almak istemediği kızıl saçlı, çilli kızım.

Şimdi beni tanıyamazsın, saçlarımı boyatıyorum, çillerim kayboldu, adımı onsekizimi bitirir bitirmez değiştirdim. Ninemin adını koymuşlardı, sildirdim. Çocukken, erik yemeye bahçemize geldiğinde bize taş, tezek ne bulduysa atan ninemin adı, hafiften çatlak bir kadındı. Elini beline koyup çıkışmıştın nineme. “Geber cadaloz karı!” demiştin. Sonrada yola yatıp gülmüştük çatlayana kadar, çünkü eteklerimiz erik doluydu. Ben de senden güç bulup bağırmıştım, “Geber cadaloz!”

Seni, sevgili N. o güçlü, pırıl pırıl kız çocuğunu hapiste düşünemiyorum. Seni suçlayanlar, tanımıyorlar. Elinde güç olsa sen, bütün kadınları korurdun. Biz amazonlar gibi kendi doğamızda yaşayacaktık aslında. Kanunlar seni anlamaz.

Yaptıklarını gazeteden okudum. Ufacık bir sütunda, olayı özetlemişler, yandan poz vermişsin, omuzların üzerinden bakıyorsun. Harman yerinde şalvarına sarılan ağanın oğlunu vurmuşsun. Adamın kendi tabancasıyla, kasıklarından ve yüzünden. Aylardır sana tecavüz etmeye çalışıyormuş. “Sürekli peşimdeydi. Bana ulaşamayacağını anlayınca çocuklarımla tehdit etti” demişsin. Kızlarına tecavüz etmekle tehdit etmiş seni. Büyük kızının etrafında dolaşmaya başlayınca vurdum demişsin. Biri on altı, biri on üç yaşındaymış onları korumakmış derdin. Kocan yurtdışına çalışıyormuş. Olaylardan sonra dönmemiş adam. Kızlarına da sahip çıkmamış. Şimdi kızların büyümüştür.

Haberlerini takip etmeye devam ettim. Gazeteler yazdı bunları. Mahkeme hiç indirim yapmadı cezanda. En son haberinde dil öğrendiğin yazıyordu.

Kim bilir ne zor hapishanede olmak? Dışarıda olmak nasıldır, merak edersen yaz bana.

Sen olmak nasıl olurdu diye düşünerek geçirdiğim yıllardan sonra şimdi bu yaşadıklarına uzak bir tanıdık olarak çok üzülüyorum.

Bana yazmak istersen adresim aşağıda. Sadece seni düşündüğümü bil istedim. Bir de teşekkür etmek isterim, çocukken beni savunduğun için. Tüm o güzel evcilik oyunları için.

Bu geç kalmış bir mektup farkındayım, daha önce yazmadığım için affet beni. Beni yazmaktan, seninle iletişime geçmekten alıkoyan neydi bilmiyorum? Şimdilik hoşçakal. Zoru ilk mektubu yazmaktı.

02.05.2021 İzmir

Bu Mektup Görülmüştür

Sevgili Azize,

Ben sana hatırladığım adınla sesleneyim istedim.

Mektubunu aldım. Bir cevap yazmam şart oldu. Önce bi öfkelendim sana. Bunca yıl neyi bekledin, ilçeye geldikçe köye niye uğramadın, köye geldiğinde beni niye görmek istemedin bir anlam verememiştim.

Doğrusu şimdi haber almayı ummuyordum. Küçükken bilmeden bir kötülük mü ettim? Şehre göçünce değişmiş dediler, unuttum doğrusunu istersen, umurumda olmadın. Seni unutalı yıllar oldu. Beni taklit etmekle iyi yapmışsın sonun bana benzemesin de.

Küçükken, sen öyle korunmaya muhtaç durdukça güç buluyordum aslında. Bu bendeki içgüdüsel bir şey. Sanırım mağarasından en son çıkan kadın bendim. Herkesi ve her şeyi korumaya çalışan ben. Sonun da bak kimseyi koruyamadım. Kızlarım bir süre koruma yurtlarında kaldılar, sonra evlenip ayrı ve birbirine uzak şehirlerde yaşamaya başladılar.

Gazeteler eksik yazdı. Tecavüze yeltenen değil! Tecavüzcümü vurdum, ben. Kürtaja izin vermediler. Üstelik çocuk doğurmak zorunda kaldım. Kaldığı yurdu bile bilmiyorum. O çocukta beni hiç bilmeyecek. Bir yerlerde bir şeylerin acısını çekecek. Zaten gebeliğim tam bir ızdıraptı.

Daha anlatayım mı Azize. Bunları duymak istemediğin için bana hiç yazmamış olabilir misin acaba? Bir de yapabileceğin bir şey yok arkadaşım. Benim gibi yüzlerce kadın var. Yapabileceğin bir şey yok. Var mı?

Hapishanenin nasıl olduğunu mu soruyorsun, kader mahkûmuyuz arkadaşım. Allah düşürmesin. Sen istediğin kadar yaz bana. Ben olmanın nasıl bir şey olduğunu anlat. Burada vakit bol, okurum. Hoşça kal.

Öne Çıkan Yorumlar

  1. Güzel bir konu, iyi bir hikaye, elinize sağlık. Memleketimizin durumunu, kadınlarımızı kızlarımızı iyi anlatmışsın. Bana kurgu olamayacak kadar gerçek geldi. Devam etmelisin yazmaya. İyi geceler

  2. Yorumunuz için teşekkür ederim.

Söyleyeceklerin mi var? Kayıp Rıhtım Forum'da yorum yap.

Yorum Yapanlar