Öykü

O mu Acaba?

Hücremin karanlık köşesinde, tavana bakarak sabah olmasını bekliyorum. Bu delikteki son günlerimi sayarken uyku tutması imkânsıza yakındı. Yine bir çığlık duydum, geçen ay olduğu gibi, acı dolu ama bu sefer diğer taraftan gelmişti. Sebebini bilmediğim bir şekilde içimi bir titreme aldı, tüylerim diken diken oldu. Bu histen kurtulmak için ayağa kalkıp, volta atmaya başladım. Tam o sırada ayak seslerini duydum. Çığlık atan adamın olduğu taraftan buraya yürüyordu. Çığlık olmadan ortamın ne kadar sessiz olduğunu fark ettim. Adımlar yaklaştı yaklaştı. İstemsizce görmek için kapıya doğru gittim. O sırada gördüm onu dudağının kenarından kanlar akarken yüzünde bir gülümseme vardı. Sahte olanlarından değil gerçekten o an mutlu olduğu için. Benim ona baktığımı anında fark etmişti. Yavaşladı sivri dişlerinin arasından dilini çıkardı dudağının kenarında olan kanı yaladı. Tüm bunları yaparken bana bakmaktaydı küçümser ama sevinçli. Sanki beni bir sonraki sefer için seçmişti. Tüm bu kısa süre bittikten sonra adımlarını hızlandırdı. Artık ses duyulmaz olmuştu bir anda kaybolmuş gibiydi.

Hapishaneden çıktım sonunda. Onu gördüğümden beri her şey korkunçtu. Galiba o zamandan bu yana 1 saat uymuşsam uymuşumdur. Daha doğrusu bayılmışımdır. Uykusuzluk aklıma korkunç oyunlar oynarken bir an önce kaçmalıydım. Bulduğum ilk araba ile Anadolu’ya doğru yola çıktım.

Uyuyakalmışım uyandığımda araçtan indim. Kurtulmuştum sonunda. Galiba. Yani kim gelirdi ki buraya kadar? İstanbul’da o kadar çok kişi vardı ki o buraya gelmekle uğraşmazdı. Hem nerden bilebilirdi nerede olduğumu. Bunları düşünürken meydana vardım. Kalabileceğim uygun bir yer bulur bulmaz yapabileceğim bir iş arama vaktiydi artık.

Onun nefesini enseme hissediyorum. Hamallık yaptığım sırada pazarda bir yerden bana baktığına eminim. Ama bu olanaksız yoksa çoktan karşıma çıkmış olurdu. Biraz biraz para biriktiriyorum bu sırada.

Acaba o gerçek değil miydi? Tüm bunlar benim hayal ürünüm müydü? Hayır hayır onu gördüğüm sırada yorgun uykusuz olabilirdim ama o kadar da değildi. Daha önce de yorgun düştüğüm zamanlar olmuştu. Hatta çok daha çok olduğu zamanlarda olmuştu. Onu hayal bile edebileceğimden şüpheliyim o kadar kusursuz ve üstün duruyordu ki.

Kafayı yememiştim. O gerçekti ve onun gerçek olduğunu kendime kanıtlamam gerekliydi. Bulabildiğim ilk araçla İstanbul’a doğru yola çıkıyorum. Aylar sonra kaçtığım yere dönüyorum.

Sokaklarda bilinçsiz bir şekilde yürüyorum. Elimde tutuğum baba yadigarı çakı bana güç veriyor sanki.

Ne kadar dolaştığımdan emin değilim. Kaç gündür dolaştığımı da saymadım.

Orada. Orada bana bakıyor yine. Yine aynı gülümseme ile sanki seni seçtim der gibi. Adımlarımız yavaş yavaş bizi birbirimize yaklaştırıyor. Her adımda etkisi altına giriyorum sanki. Elim cebime değiyor. Çakı. Mesafe zamanla azalıyor. Tam zamanında çakıyı çekip ona saplıyorum. Kan vücudumu terk ediyor. Boş bir odadayım göğsüme çakım saplı. Gözlerim kararıyor.

Görkem Sırmalı

Öne Çıkan Yorumlar

  1. Kısa ve etkileyici. Sorgulayıcı bir öykü de olmuş. Benim de sana bir sorum var. O kim?

  2. Teşekkürler. Aslında sen kimi koyarsan o ama benim için insanın egosu

Söyleyeceklerin mi var? Kayıp Rıhtım Forum'da yorum yap.

1 cevap daha var.

Yorum Yapanlar