Tüm Panayırların Heyulası
Öykü

Süperbalık Tâcı

Bugün su biraz daha soğuktu. Pembemsi pulları sanki dik dik olmuştu. Annesine okyanusta biraz dolaşacağını söyleyip evden çıktı. Deniz fenerinin cılız ışığını rehber edinerek güneydoğu sularına doğru yüzdü. En sevdiği şey okyanusta taklalar atarak yüzmekti. Çok çalışırsa büyüyünce yüzme yarışlarına katılabilir hatta şampiyon olup annesine o çok sevdiği beyaz istiridye incisini verebilirdi. Şöyle bir dolaştı arkadaşlarıyla en çok oynadıkları kayanın etrafında. Şimdi niye kimse yoktu? Luna olsaydı onunla batıdaki Bay Mel Köpek balığının evine kadar yarış yapabilirlerdi.. Aklından binlerce düşünce geçiyordu, yalnız kalmak onu üzmüştü.. Mutsuzluktan yüzgeçlerinin ağrıdığını hissediyordu, gözlerini kapatıp dalgaya bıraktı kendini.. Sürüklenmişti! Uyanır uyanmaz alabora oldu. Bir hamle daha yaparak toparlandı etrafına bakındı çok karanlıktı deniz fenerinin ışığı gözükmüyordu. Burada büyük balıklar vardı daha önce hiç görmediği bir yerde olduğunun farkında varması sadece 3 saniyesini aldı. Paniğe kapılarak bir o yana bir bu yana yüzdü. Sanki her çırpınışı daha da batırıyordu onu. Küçük bir mağara buldu. Yokluğunun çabuk fark edilmesi için yüce Yulla’ ya yalvardı. Minik bedeninden çıkan cılız sesini duyurabilmek için tüm gücüyle bağırdı.. “Anne, benii kurtarr!”

Ortalık zifiri karanlıktı, zil çalan karnının guruldamaları Posi Meydanı’ndan bile duyulabilirdi. İyi de daha önce hiç tek başına avlanmamıştı ki. Böyle çaresizce beklemeye devam ederse ya canlı canlı büyük bir balığa yem olacak ya da açlıktan ölecek yine büyük bir balığa yem olacaktı. Birilerinden yardım istemeye çalışsa; yolunu kaybeden minik bir balığın başına neler gelebileceğini annesi en az on farklı hikaye kitabından okumuştu ona. Çaresizce yanındaki yosunların etrafında dolandı, istemeyerek de olsa hayatta kalabilmek adına biraz biraz yedi.. Şuan için avlanmadan yiyebileceği tek şey yosunlardı. Yeniden mağaraya çekildi.. Kimse onu aramıyordu işte. Kimse fark etmemişti yokluğunu. “Boli doğduğu için mi artık sevilmiyorum?” Tüm balıklar “Boli doğdu, artık senin pulların okyanusun dibine gömüldü” derken kardeşliğin önemini, abi olduğumu defalarca söylememiş miydi babam? Peki şimdi neden yanımda yoktu? Neden imdadıma kimse yetişmiyordu?.. Gözlerinden akan yaşlar okyanusun soğuk sularıyla buluştu.. Çaresizce uyuyakaldı.. Gözlerini açtığında güneş ışını okyanusu tamamen doldurmuştu. Ölmediği için büyük bir nefes aldı.. Yine parlak, ılık, mavi bir gündü. Tabi diğer balıklar için.. “Karanlık, puslu, pis bir okyanus.. Evimi özledim..” derken korkusu, üzüntüsü yüzünden okunuyordu..

Mağaradan çıktı. Evine dönmek için bir şeyler yapmalıydı. Yanına biraz yosun alarak kuzeye doğru yüzdü. Gün ışığı varken büyük balıklardan tanımadığı sularda kaçması biraz daha olasıydı. İşte, Karşıdan bir Dubar balığı geliyordu! Hem boyutları da ona yakındı. Korkacak bir şey yoktu. Ona doğru yüzmeye başladı. Yanına yaklaştı. “Merhaba, ben Lima yolumu kaybettim dünden beri karşıdaki mağarada ailemin beni bulmasını bekliyorum. Alora Adası’ nda yaşıyorum bana yardımcı olabilir misiniz?” dedi. Dubar balığı ona gitmesi gereken yönü tarif etti fakat gittikçe uzaklaştığını fark eden Lima bir başka balığa daha sormaya karar verdi.

Evinin önündeki yosunları temizleyen orta yaşlı bir Turna balığının yanına doğru yüzmeye başladı. “Merhaba, ben Lima yolumu kaybettim dünden beri bir mağarada ailemin beni bulmasını bekliyorum. Alora Adası’ nda yaşıyorum bana yardımcı olabilir misiniz?”

Bu sefer de Bay Turna balığı ona tam tersi istikameti gösteriyordu. Başladığı yere geri dönmüştü. Ne yapacağını bilemez hale gelmişti. Aklına, son seçimlerden sonra her bölgenin başkanlarının beta balıkları olacaklarıyla ilgili izlediği bir haber geldi. En iyisi bu bölgenin başkanı Beta balığıyla konuşmak olacaktı. Okyanus boyunca dümdüz yüzdü. O kadar yorulmuştu ki minik yüzgeçlerine binlerce deniz kestanesi aynı anda batıyormuş gibi hissediyordu. Biraz dinlendi, yanına katık ettiği yosunlardan yedi, iyi ki yanına almıştı yoksa açlıktan ölürdü.. Birkaç balığa daha sorarak sonunda Beta balığının o mükemmel batığına ulaşmıştı.. Batığın içi rüya gibiydi.. İleride yüzme şampiyonu mu yoksa bölge başkanı mı olmak istediğini düşündü bir an. Kısa sürede bu şaşkınlığını üzerinden atıp Başkan Beta’yla konuşmak için kapısını tıklattı.

“ Giriniz.”

“Merhaba, ben Lima yolumu kaybettim dünden beri bir mağarada ailemin beni bulmasını bekliyorum. Alora Adası’nda yaşıyorum bana yardımcı olabilir misiniz tek çarem sizsiniz  artık evime dönmek istiyorum..”

Beta balığı şaşkın bir şekilde Lima’ya başka bir ülkenin okyanusunda olduğunu belirtti. “Oraya yeniden tek başına gidebilmen senin kadar küçük bir balık için imkansız.. Noka yolunu kullansan köpek balıklarına yem olursun, Pey üzerinden gidersen de büyük okyanus şelalesinin azgın sularına kapılır okyanusun dibini boylarsın”

Lima hüngür hüngür ağlamaya başladı. “Lütfen,lütfen bana bir yol gösterin,lütfen..”

“Hep beni bulur!” Beta balığı daha fazla dayanamadı..

“Senin için yardımcımı görevlendiriyorum onun peşinden sakın ayrılma, deniz feneri yolunuzu aydınlatasıya kadar bekleyin. Umarım bir daha yeni maceralara atılmazsınız küçük bey. Okyanus bizim kadar küçük balıklar için yeterince büyük.. “

Beta balığına minnet duyuyordu.. Ama içten içe de ders almamışçasına “ macerasız yaşanmaz, büyük balıklara yem olma korkusuyla hep aynı sularda yüzüp yeni yerler keşfedemezsem monotonluğa yem olurum”..

İşte, deniz feneri okyanusa doğru ışığını göndermişti. Hareket zamanı..

Lima ve görevli yola koyuldular.. Bu yolculuk saatler sürecekti..  Ben buralara kadar tek başıma nasıl geldim diye düşünerek korkuyla etrafına bakıp ilerliyordu..

“Bu büyük bir başarı! Varır varmaz Luna’ya başıma gelenleri anlatacağım. Kayadan Bay Mel Köpek balığının evine kadar yüzmek çocuk oyuncağı! Ben ülke aşmayı becerdim! “ diyerek gururlandı kendisiyle..

Görevli bir hayli yaşlı bir balıktı. Türünü dahi bilmiyordu Lima. Eski sulardan derlerdi böyle yaşlı balıklar için. “Umarım ona güvenmekle hata etmemişimdir daha konuşmayı bile bilmiyor sanırım, ne kadar sıkıcı bir yolculuk!”

Okyanus yeniden karanlığa gömüldü. Görevli bir mağaraya doğru ilerledi, Lima da arkasından gitti. Güneşi beklemeye başladılar.. Lima o kadar heyecanlanmıştı ki. Hem çok uzun bir yolculuk geçirmişti, hem ailesi onu çok özlemiş olmalıydı, hem de arkadaşlarına hava atarak anlatacağı ilginç birçok olay yaşamıştı. Yavaş yavaş göz kapakları uykuya esir düşerken bile hala bitmiyordu aklındaki düşünceler.. Bu görevli ne biçim bir balıktı? Tek kelime dahi etmiyordu.. “Biirr yumurta, ikii yumurta, üçç yumurta, dörttt yumurtaa”.. ZZzZZzZZzZZzZ

Gün ışığı okyanusu okşadığı an görevli Lima’nın başına dikilmişti.Gözlerini açtığında görevlinin yüzgeçlerinde bir kucak dolusu kalamar gördü

“Hadi ye,yol uzun.”

Yemez mi hiç! Onca yavan yosundan sonra on yıl aç kalmışçasına yaladı yuttu.

Yola koyuldular.. Görevli ağzının mührünü açmıştı. Ne kadar kibar ve bilgili bir balıktı.. Meğersem bizim görevli de minik bir balıkken Alora Adası’nda doğmuş.. Lima dün düşündükleri için utandı. Bir anda kendini en yakın hissettiği balık “Görevli” olmuştu.İsmini bile sormadı. Lima için o “Kurtarıcı görevli” ydi. Bir nevi süperbalık! Adaya varır varmaz ailesine ve arkadaşlarına onu kurtaran görevlinin hem kanatlı hem yürüyebilen hem de yüzebilen bir balık olduğunu anlatmayı düşündü.

Kalbi güm güm atıyordu heyecandan..

Ve işte.

Sonunda gelmişlerdi Alora Adasına.. Lima koca yürekli dostunun beline sımsıkı sardı yüzgeçlerini.. Ona hediye olarak yolda kendi yüzgeçleriyle yaptığı yosun tâcı uzattı. “Bu senin süperbalık tacın!”

Görevli, Lima’nın başını okşadı..

“Hoşça kal cesur balık!”

Süperbalık Tâcı” için 4 Yorum Var

  1. Merhaba, seçkide böyle bir öykü görmek hoşuma gitti doğrusu. Güzel yazılmış bir çocuk öyküsüydü. Gözümde canlandırıyorum resimli bir öykü kitabı olsa bu öykü; çok şeker olmaz mı?
    Sevgiler.

  2. böyle heyecanlandıran gülümseten bir hikayeyi kimsenin fark etmemiş olması çok ilginç olmuş. Okuduktan sonra balıkların cinslerini bile araştırdım , çok geniş bir hayal gücünüz olduğunu tahmin ediyorum. Üstte belirtildiği gibi bu hikayeden bence çok hoş bir kitap olabilir küçüklerimiz için. Öyle gözüme çarpan bir yazım hatası da yoktu, tema da çok hoş kullanılmış. Kaleminize kuvvet!

Bir Yorum Yap

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır.Yıldızlı olan alanların doldurulması zorunludur. *