Tüm Panayırların Heyulası
Öykü

Zamanda Aşk

“Bu sefer kesin sevecek beni. Ona en sevdiği filmden bahsedeceğim bana hayran olacak. Sonra yemeğe çıkarırım, belki evleniriz bile. Yok ya evlilik olmasa da olur yeter ki yanımda olsun.”

Cihazın kumandasını eliyle sıkı sıkıya kavradı. Öbür eliyle tuttuğu aynasında yüzüne bir bakış attı. Saçı sakalı çok düzgün olmalıydı. Sevdiği kız saçının şeklini beğenmediği için onu reddetmiş olamaz mıydı? Olabilirdi tabi belki dişinin arasında maydanoz görmüştü de o yüzden soğumuştu ondan. Aslında önceki seyahatinde açtığı muhabbeti beğenmediği için de olabilirdi. Tabi ya kesin ondan, kız müzik sevmiyordu çok belli. Bu sefer kesinlikle müzikten bahsetmeyecekti ama film kesinlikle seviyordur ondan bahsedecekti.

Makineyi çalıştırma zamanının geldiğini düşündü her şey hazırdı artık. Makineye bir bakış attı. Eseriyle gurur duyuyordu ama onu asıl amacına ulaştıramamıştı. Okulda ilk gördüğü an aklının çalkalanmasını sağlayan, kalbinin göğsüne büyük geldiğini hissettiren, nefret ederek gittiği okula gideceği için heyecandan çıldırmasını sağlayan o kızla beraber olmasını sağlayamamıştı. Aylar ona tek kelime söyleyemeden geçmişti ki sonunda cesaretini toplayıp kıza içindekileri söylemişti. Kız ona bakıp sadece “Seni sevmiyorum” demişti. “Seni sevmiyorum” ne kadar ağır gelmişti bu iki kelime yüreğine. Çocukken kalp spazmı geçirmişti ama bu kadar acıtmamıştı kalbini. Sonrasında düşündü sevmiyordu evet ama sevdirebilirdi kendini ama sevmiyorum dedikten sonra nasıl bir daha sorabilirdi ki ona. Keşke zamanı geriye alabilseydi. Zamanı geri almak ne kadar mükemmel bir fikir. Bir zaman makinesi yapabilirsem o zamana döner kendimi sevdirir sonra tekrar sorarım diye düşünmüştü. Aylarca uğraşıp sonunda bu makineyi yapmıştı. Neden yapamasın ki seven insan her şeyi yapabilir değil mi? Bu seferinden önce iki kere daha geçmişe o ana gitti ama ona kendini sevdirmeyi başaramadı. İlkinde havadan sudan muhabbetle konuya girmiş yine aynı cevabı almıştı. İkinci denemesinde ise müzikten bir konu açıp girmiş ama yine sonuç hüsran olmuştu. Bu sefer tekrar deneyecekti kararlıydı.

Makineyi çalıştırdı tekrar o ana gitti. Bir film muhabbeti açtı. Konuştukça konuştu, lafı dolandırdı sonunda yine içini açtı. Aldığı cevap onun için çok ağır ama bir yandan da çok beklendikti. “Seni sevmiyorum.” Makineyi tekrar kullanıp günümüze döndü. Çıldırmış bir şekilde sağa sola koşturdu durdu.

“Nasıl olmaz ya yeter bu kaçıncı onu nasıl sevdiğimi göremiyor mu? Ne istiyor ki canımı mı vereyim tamam vereyim yeter ki beni sevsin”

Birkaç saat volta attıktan sonra sakinleşti. Kendine gelmiş düzgün bir şekilde düşünmeye başlamıştı ya da öyle sanıyordu. Son bir sefer yapacaktı bu sefer kesin çözümdü. Ona zenginlik vaat edecekti. Ailesi çok zengindi. Bu zenginliği ona anlatacak o da bu sefer ikna olacaktı. Paraya kim hayır diyebilirdi ki. Tamam, benimle evlenmesin, sevgilim olmasın ama sadece beni sevdiğini söylesin yeter diye düşündü.

Bir kere daha aldı kumandayı eline. Yine üstünü başını düzeltti, saçını elinin arasına alıp kaldırdı. Ani bir hareketle düğmeye bastı sevdiği kız yine karşısındaydı. Sahip oldukları evi, yazlığı, arabayı, aklına zenginliği gösterecek ne varsa anlattı. Sonunda beşinci kez aynı soruyu sordu. Cevabı duyar duymaz elinin titrediğini, kalbinin patlayacağını, ruhunun çekildiğini hissetti. “Seni sevmiyorum”. Kumandanın düğmesine basmak istiyordu ama eli öylesine titriyordu ki yapamadı. Kız ona bakakaldı. Hiçbir seferde bu kadar uzun kalmamıştı yanında. Kız sonunda endişeli gözlerle ona “Lütfen gider misin” dedi. Bu cümleyi duyar duymaz kendince insanüstü bir gayretle düğmeye basabildi. Geri dönmüştü ama ondan geriye de çok bir şey kalmamıştı. Sanki ruhunu orada bırakmıştı. Bir ceset gibi hissetti kendini. Saatlerce kendine gelemedi. Yatağına uzandı tavana öylesine dik bakıyordu ki onu böyle gören birisi duvarı delmeye çalıştığını düşünebilirdi.

Günler sonra aklını topladığında düşünme zamanının geldiğini anladı. Birini sevmek çok kolaydı ama seni sevmesini sağlamak imkânsızdı. İnsanın en büyük yanılgılarından biri de buydu “sevdiği insanın kendisini seveceğinden emin olmak”. Âşık olan insan ne kadar da aciz hallere düşebiliyordu. Sonunu düşünemiyor, önünü göremiyor, aklını saklandığı yerden çıkaramıyordu. O da yaptıklarından pişman olmuştu. Ne kadar aptal olduğunu hissetti. Ona olan sevgisi hiç azalmamıştı ama artık onun için bir şey yapmak istemiyordu. Zorla sevgiyi alamayacağını çok iyi anlamıştı.

Günler birbirini kovaladıkça kararını çok net olarak vermişti. Zaman makinesiyle onu tanımadığı zamana dönecekti. Böylece yaşadıklarını unutmuş olacaktı. Fakat bir sorun vardı. Bedeni o zamana dönecekti ama ona olan aşkı da onunla birlikte mi gelecekti? Önceki seyahatlerinde bunu hiç düşünmemişti. Acaba geçmişe gidişlerinde ona olan aşkından sonra hissettiği duyguları da beraberinde götürmüş müydü? Görüşmelerinde ona o kadar dikkat kesilmişti ki başka hiçbir şey düşünmek aklına gelmemişti. Denemekten başka bir şey olmadığına emindi. Kumandayı eline aldığında aklındaki tek soru vardı. “Ona âşık olmaya devam mı edeceğim? Ya öyle olursa bu aşktan nasıl kurtulacağım sonsuza kadar bu hisle mi yaşayacağım? Düşünmenin faydasız olduğu çok açıktı, bazı şeyleri yaşayıp görmekten başka çare yoktu. Sert bir hamleyle kumandaya atıldı, düğmeye bastı.

Abdülkadir Şengün

Öne Çıkan Yorumlar

  1. Avatar for soulmate soulmate says:

    Nereye giderse gitsin, reddedilmişliğini de yanında götürecek oysa. Zaman tüm dertlerin ilacı değilmiş demek ki! :grinning:

  2. Avatar for acimatriyarka acimatriyarka says:

    Kıza zaman makinesi olduğundan bahsetseydi bir şansı olabilirdi. :grinning:

    Ayrıca arkadaşım senin zaman makinen var. Ne yapacaksın kızı? Git Ortaçağ’a, İlk Çağ’a, teknolojiden bahsederek akıllarını al. Eee, zaman makinesi nasıl kıza sevgi veremediyse adamın da sevgisini kalbinden çalamıyor. :upside_down_face:

    Öykü için emeğine sağlık.

Söyleyeceklerin mi var? Kayıp Rıhtım Forum'da yorum yap.