Öykü

Modern Vampirleşme

Selam herkese. Bu mesajı sevdiğim herkese attım. Atmamın sebebi başıma kötü bir şeyin geleceğinden olan korkum. Aslında doğrusunu söylemem gerekirse önümde iki seçenek var. Birisi dışardan bir gözle bakılırsa iyi bir sonuç olarak yorumlayabilirdi. Sonuçta terfi alacaktım. Parayı ve yanında gelen yeni makamın yazdığı kartvizitin havasından geçilmez. Ama insan dünyasında (burada bir parantez açmak istiyorum, bu dünyada vampirler de var), sizin bedeninizde bir değişim söz konusu değil. Ahmet isen Ahmet olarak kalıyorsun. İşte benim olayın pürüzü burada çıkıyor. Ufacık bir ihtimalle, eski hayatımı yaşayamayabilirim. Kimi kandırıyorum. Ben vampir olmak istemiyorum. Ölümlüyken bu kadar dert varken niye ölümlü oluyorum. Aslında artıları var. Olduğum yaştaki bedene sahip olacağım. Genç bir beden ve para eşittir güzel kadınlar. Otuz yaşımda olsam da ofis işimden dolayı biraz zaman benim için hızlı akıyor. Zaman hızlı akmıyorsa bile belki çalıştığım onlarca vampir acaba benim yaşam enerjimi temassız bir şekilde emebiliyor muydu acaba? Sonuçta artık Bluetooth gibi bir teknoloji varken onlar da modern zamanlara uyum sağlamış olabilir. En iyisi ben size mesajın yanında “Vampirlerle Çalışma Kılavuzu, İnsan Versiyonu” adlı kitapçığının PDF formatını atacağım. Tamamen isteğe bağlı bir okuma olup, olayı daha iyi kavramak isteyenlere tavsiye ederim. Bize (daha doğrusu bana), bu kitapçıktan bir sınava tabii olmuştum. Neyse konuyu fazla dağıtmayayım. İkinci seçeneğimden bahsetmeyi unutmuşum. Kaçmak. Arkama bakmadan binadan kaçmak. Bu da ne kadar başarısız olacağımı tahmin edebiliyorum. Bu başarısızlığımın oranını paylaştığım PDF dosyasında rahatça bulabilirsiniz. Yani uzun lafın kısası ölmek veya ölmemek istemiyorum. Kendimden çok bahsetmediğimi fark ettim. Belki heyecandan bakkal Hüsnü Amca’ya da atmış olabilirim. Belki hâlâ açılamadığım kadına da atmış olabilirim. Galiba rehberimdeki herkese yollayacağım. Belki birileri bunu haber yapar da bir gazetede bir günlüğüne birileri benimle ilgili bir şeyler okur. Hatırlanmak isterim.

Kendimi tanımayanlar için kendimi tanıtmam gerekirse, tekrardan selam herkese. Benim adım Batuhan Yılmaz. İstanbul İşletme Fakültesini birincilikle bitirdikten sonra Uluslararası İlişkiler yüksek lisansımı “Bağcılar Vampirleri ve Manchester Vampirleri Arasındaki Farkın 21. Yüzyıl Merceğinde Kültürel ve Ekonomik Olarak Karşılaştırılması” adlı tezimle ödül alarak kendimi bu şirkette buldum. Yani buldum derken buraya bir anda ışınlanmadım. Ödül törenine bu şirketin Türkiye’den sorumlu müdürü olan Sayın Adrian Petrov da izleyiciler arasındaydı. Evime dönmek için minibüs beklerken koşarak bana doğru geldi. Seni istiyorum dedi. Bu sözleri söylerken sivri dişini de görebiliyordum. O anda heyecanımı zor kontrol etmiştim. Kendisi vampirler arasında en ünlülerden biriydi. Petrov ailesinin gözde erkeklerinden biriydi. Bir de o gün dürüst olmam gerekirse ilk kez bir vampiri bu kadar yakından görmüştüm. Bu yüzden heyecanımın bir kısmı da korkudan oluşuyordu. Her ne kadar çoğu sıradan insandan daha fazla vampirlerle ve onların kültürüyle ilgilensem bilsem bile herkes benim gibi donanımlı değildi. Bizi yönetenler cahiller ve bu yüzden farklı olanları sevmiyorlar. Vampirler bizimle yaşıyorlar da bir elin parmaklarını geçmeyecek aile mensupları dışında dışarıda yargılayıcı bakışlardan kurtulamazlar. Bu yüzden sırf gündüz dışında geceleri de çok göremezsiniz. Bildiğiniz gibi vampirler güneşi sevmez. Onca yalan bilgilerin arasından bu doğrudur. Gerçi bir vampire hiç sormadım. Acaba Bay Petrov’a sorsam mı? Kendisiyle şu anda durumlar biraz limoni. Sonuçta o da şu anda odada beni terfi etmek için bekliyor. Şimdi bunu hatırlayınca daha çok heyecanlandım. Kalbim sanki ağzımın içinde atıyordu. Terfi alırsam gerçekten bu hayatın hayaliyle, belki de ölümün özlemiyle yaşayacağım. Çok özür dilerim. Sizi hayattaki onca sorumla yormam istemem. Sizin de onca derdiniz var. Mesela elektrik faturası bu ay ne kadar gelecek? Annem benimle gurur duyuyor mu? Babam benimle gurur duyuyor mu? Ben kendimle gurur duyuyor muyum?

Her neyse, ben de Petrov ailesi mensubu olan Adrian Petrov’un teklifini saniyesinde kabul ettim. O da bu kadar hızlı bir cevap beklemiyormuş gibi bir kaşını kaldırdı. Sevinmiş gibi duruyordu ama. Hem profesyonelliği hem de vampirliği dolayısıyla duygularını pek karşıya aktarmadı diye düşünüyorum. Bu yanlış anlaşılmasın. Vampirlerin konuşmalarında her zaman bir cinsel alt ton hissedilirdi. Gerçi böyle biri benimle ilgileniyorsa hayır demezdim. Şimdi size o gecenin devamında olan minibüs maceramı anlatmakla sıkmayacağım. Ben size bu şirketin ne olduğuyla ilgili biraz bilgi verip asıl bugün olan görüşmeye geçmek istiyorum. Görüşmeden sonra sizi bilgilendireceğim. Kaçıp kaçmadığımı o sayede çok daha iyi anlarsınız. Yine konuyu dolandırmaya başlamadan anlatayım. Bu şirket neyin nesi?

İlk şirketin sloganına bakarsak “Meşgul vampirler için hızlı kanlar” biraz kafa karıştırıcı olabilir. En azından biz insanlar için. İnsanca bir şekilde açıklarsak “Vampirler için Starbucks” daha anlaşılır olabilir. Fakat bildiğiniz gibi sloganlarda başka markalardan özellikle bir çeşit rakip ise asla olmamalı. Modern vampirler, bizlerden pek farklı olmayan kahve bağımlılığına benzer kana bağımlılar. Doğrusunu söylemek gerekirse suya bağlı olmamız gibi onlar da kana bağımlı. Gerçi bizim kültürde kahveden çok tavşan kanı çaydır. Bakın aslında düşündüğümüzden daha yakınız. Biz ama benzetmemize su ile devam edelim. Yani bu bağımlılık ucunda ölüm var. Yani kan içmezlerse ölürler. Peki parası olmayan ve vampir kapitalist efendilerine para vermek istemeyen vampirler ne yapıyor? İnsanların pek hoşuna gitmeyen şeyler yapıp genelde kazıklanıyorlar. Daha öncesine göre azalsa da vampirlerin insanlara saldırdığı ve kanını emdiği haberleri çıkıyor. YouTube’da binlerce videolar da var. Kimisi sahte kimisi gerçek. Pek ilgilenmiyorum. Sosyal medyada herkesten bir ses çıkıyor. Ben de bağırsam orada duymazlar herhalde.

Bir de merdiven altı işletmeler var. Orada olanları da kulaktan dolma bilgilerle biliyorum. Sistem için onlar da gerekli. Herkes para ödemek istemiyor ama modern bir vampir olarak hayvanlara özellikle insanlara saldırmak istemiyorlar. Bu arada vampirler genelde insanları tercih ederler. Bu doğru bir bilgi ama hiçbir araştırma yapılmadı. Bu mesajı okuyan bir kişi belki araştırma yapmak ister. Hipotez olarak da benim argümanımı kullanabilirler. Bedavaya size hipotez. Eğer yaşamaya devam edersem araştırma bittiğinde makaleni okumak isterim. Sen becerirsin. Hadi bakalım aslan. Bilimin sana ihtiyacı var.

Benim kime ihtiyacım var peki? Birinin bana ihtiyacı var mı? Bu vampirlerin ihtiyacı olabilir. Hem de baya uzun süre beni etraflarında istiyor olabilirler. Executive Manager pozisyonumla onca beyaz yakalıya güzel sahte hayaller sattım. Mona Lisa gibi hayaller ama Eminönü’nden alınmış kopyalar gibiydi. O durum yani. Anladınız. Modern zamanlara hoş geldiniz. Herkes bir yolu izliyor ama o izledikleri yol belli değil. Belli de sorgulamak istemiyorlar. Düşününce başın ağrır sonuçta. Onun için de deva var aslında. At bir tane hap sonra belki bir ihtimalle bağımlı olmazsın. Acaba vampirler de haplara bağımlı olabilirler mi? Uyuşturucularla araları nasıldır? Belki Bay Petrov’u burnundan pudra şekeri çekerken yakalayacağım. Bana ne oldu bugün. Yine sistemin bir çarkı olmak istemiyorum kılığına girdim. Bir profesyonel kılıkları arasında çok hızlı bir şekilde değiştirebilir. Ben bu makinenin iyi çalışmasında destek olan bir parçayım. Vampirlerin tabutu şeklinde (yine bir parantez açıyorum bu da bir vampir efsanesi ama gerçek değil) bir makinenin teknisyeniyim. Acaba üniversite sınavın MF’den girseydim iyi bir makine mühendisliği kazanabilir miydim? Yeter. Batuhan. Sen burada insanlara olayların nasıl gerçekleştiğini ve bu ana nasıl geldiğini anlatman gerekiyor.

Nerede kalmıştık. Şu andaki durumumdan bahsettim. Çek. Kim olduğumdan bahsettim. Çek. Terfi olayının nasıl gerçekleştiğinden bahsettim. Çek. Ne kaldı ki? Galiba artık en profesyonel halimle cehennemin (Merhaba tekrar bir parantez açtım. Buradaki parantezin amacı cehenneme gerçekten geçmeyeceğimdir. Bu cehennem aslında Primary V.I.C’ın odasını temsil etmektedir.) kapısından geçmem gerekecek. Kısa bir zamanda dönmeyi planlıyorum. Terfi durumum kesin. Her şey benim kararıma bağlıydı. Gerçi benim kadar heyecanlı olmadığınızı biliyorum. Olacakları birkaç satır sonra okuyabileceksiniz. Keşke ben de geleceğimi okuyabileceğim bir yer olsaydı. O zaman yaptığım seçimim anlamlı olur muydu? Peki önceki yaptığım seçenekler anlamlı mıydı? Vampir olursam daha fazla seçme şansım olacak. Ne de olsa sınırını bilmediğim bir süre boyunca yaşayacağım. Peki hata yaptıktan sonra tekrar deneme şansım olabilecek miydi? Hata dediğimiz bu durumda nedir peki? Şu anda yapacağım seçim hata ile mi sonuçlanacaktı? Peki ben insan kalmak istiyor muydum? Sıradan bir vampir olmayacaktım. Seçkinlerden biri olacaktım. İnsan olarak kalırsam sefalet içinde de ölebilirdim. Vampir olursam da sefalete de adımımı atabilirdim ama uzun bir zamana yayarsak pek bir anlamı olmayacak. Acaba ölmek mi hayatı anlamlandırıyordu. Bir vampire hayatın anlamını sorsak ne derdi acaba? Drakula mesela ne derdi? Kan içmek kadar basit bir cevap vereceğini düşünmüyorum. Ben vampir olunca ne cevap vermem gerekecek peki? Sana acaba yüz yıllık bir amaç mı veriyorlardı. Yüz senede kuantum fiziğine hâkim olabilir miyim acaba? Yanlış anlaşılmasın. Kesinlikle bu ilgim hobi olarak kalacak. Sonuçta ünlü atasözümüz olan “Başımıza icat çıkartma” uymamız lazım. Acaba vampirlerde de böyle bir atasözü var mıydı? Ben de bir hobi listesi mi yapsam acaba? Param da olacak sonuçta. İşim de garanti olacak. Ünlü olursam bir sıkıntı olur muydu? Neyse bu kadar fazla soru yeter.

Kapıya geldim. Telefonumu cebime koyacağım. Size haber vereceğim. Keşke hızlı atan kalbimin sesini kaydedebilseydim. İçeride bir video çeksem mi? İzlenir mi? Kaç görüntülenme alır? Sizin sesinizi duyar gibiyim. Batuhan amma boş yaptın. Devam et.

Haydi bakalım. Umarım doğru seçimi yaparım.

* * *

Tekrardan merhaba. Bu mesajı sesli olarak yollamaya karar verdim. Oturup mesaj yazmam için uygun bir vaktim yok. Görüşmeme geçersek, görüşmem iyi geçti. Güldük eğlendik. Sanki yıllardır arkadaşmışız gibi sohbet ettik. Seçimi söylemeden önceki bazı yanlış yorumlarımla ilgili açıklama yapmak istiyorum. Ölmemek iyi aslında. İnsan zaten bu kadar teknolojiyi geliştirmesi özellikle biyoloji ve diğer alanlarda aslında ölümsüzlüğe bir çare bulmaya çalışıyorlar. Tarihin ilk anlarından beri bir ölümsüz insan olan tanrılara inandılar. Sonra tek bir tanrıya tapmaya başladıklarında da “Felsefe Taşı” ‘nı bulmaya çalıştılar. Zenginli için de Kral Midas gibi efsanelerle isteğini gösterdiler. Vampirler bunlarla dertleri yoktu. Daha doğrusu çalıştığım vampirler için sıkıntılı bir durum değildi. Benim de kelimelerle dans ettiğimi ve aslında açıklamam gereken şeyi açıklamadığımı fark etmişsinizdir. Görüşmemden de galiba bir hafta veya bir ay geçti. Anneme de daha haber vermedim. Herkes gibi bu sesli mesajla haberi olacak. Anneciğim buradan önceden haber vermediğim için çok özür dilerim. Her şey üst üste geldi. Seçimimi ve sonucunu nasıl açıklayacağımı bilmiyorum. Ben artık bir…

“Hoş geldiniz efendim. Size nasıl yardımcı olabilirim?”

“Sen yenisin galiba. Her zamankinden alacağım diyecektim ama sen bilmezsin. Senin gibi genç bir oğlan bu kadar naif olması normal. 34.5 derecede 0 Rh+ kan alayım. Drakula boy olsun. Eskiden insanların korkusundan dolayı kanları çekilir ve çok rahatsızlık vermeyen bir ısısı olur. Bana o günleri hatırlatıyor.”

“Ödemeniz nasıl olacaktı?”

“Kredi kartıyla. Temassız var.”

“Afiyet olsun efendim.”

“Teşekkürler. Sen de kendine dikkat et. Korkuyor gibisin.”

Müşteri dişini de göstererek dişini yaladı. Alışmam gerek gerçekten. Çünkü artık bir vampirim. Yönetmek için girdiğim markanın bir mağazasında artık bir “barista” idim. Kahve yerine susamış vampirlere kan veriyorum. Terfi ettim ama gerçekten işi öğrenmem için baştan başlamam lazımmış. Zamanın nasıl geçtiğini anlamam için ve işimin sürekliliğini devam ettirmem için beni vampir yaptılar. Bir de 200 yıllık sözleşme imzaladım. Pek de macera yaşayamayacağım. Hâlâ kuantum fiziği ile ilgilenebilecek miyim? Kanın tadını hiç bilmiyorum. Bir yerim kesildiğinde küçükken kanımı emiyordum. Müşterilerden birine sorsam mı acaba? En uygun kan çeşidi hangisi olur diye. Bana garip bakışlar atarlar mı? Ben en iyisi yavaş yavaş alışmaya çalışayım. Hepsini deneyeyim sonra karar veririm. Acaba kahveye şeker atmak gibi kana bir şey ekleyip içimini kolaylaştırabiliyor musunuz? Vampir olmanın başka kötü yanı da aynada yansımanı görememen. O da çok önemli değil. Sevdiğim kadını bu dükkânda görecek değilim.

Benim gitmem lazım. Ölüm haberini vermenize gerek yok. Ölmeyeceğim. Sanırım.

Öne Çıkan Yorumlar

  1. Avatar for hegos hegos says:

    Merhaba, öykünüz çok akıcı ve Batuhan’in sorduğu sorularla katmanlı bir hal alıyor. İnsanken başarılı olan Batuhanin, vampir olunca Barista olduğu kısmı biraz örtük anlatılmış sanki. Seçkin bir vampir olacağını düşünüyordum onun ama modern vampir piramidin en altından başlıyor. bu yüzden iç güdüsel olarak ikinci seçeneği kaçmak mı diye düşündüm. Ama kaçarsa başına neler geleceği de meçhul. Batuhan bir sürü şey biliyor ama inatla kafamızı karıştırıyor gibi. ama hayatın içinden canlı bir karakter O. Kafası karışık, ve sevdiğinin onun çalıştığı yere gelmeyeceğinden emin gibi ama neden aşık olamasın. Yoksa bir vampire aşık olmanın sakıncaları mi var? Bence yazmaya devam edin. Bu çok hoş bir öyküydü :japanese_ogre:

Söyleyeceklerin mi var? Kayıp Rıhtım Forum'da yorum yap.

Yorum Yapanlar