Öykü

Yaratılış

Karuk hep vardı. O ki öncesizdi, atası yoktu, dengi yoktu. O ki her şeyden yüceydi, bedeni yoktu, ruhu yoktu. Duymazdı, görmezdi, konuşmazdı ama, o ki, hep bilirdi. O, yaratıcıydı. Yarattığı ise yedi tane tohumdu, gözün göremeyeceği, dilin tadamayacağı, dişin koparamayacağı yedi tohum… Önce iki tanesini saldı kara boşluğa. Bunlar Teise ve Haise’ydi. Teise siyahtı ve hemen düştüğü gibi büyümeye başladı, yayıldıkça yayıldı sonsuza kadar. Büyük, karanlık ve sonsuz bir tabaka şeklinde varoluşuna başladı. Haise ise beyazdı ve Teise’nin tam karşısına geçti büyümek için. Onun kadar, sonsuz büyüklüğünün bittiği yere kadar yayıldı ve biri beyaz biri kara, iki tabaka sonsuz karanlık içinde hep birbirini izler oldu.

Karuk daha sonra Sayuk adını verdiği tohumu tam aralarına attı. Sayuk ne yapacağını bilemedi önce. Teise’ye doğru mu gidecekti, Haise’ye doğru mu hiç bilemedi. Sayuk tam ortadaydı ve dengeyi keşfetti. O bazen Teise’deydi bazen de Haise’deydi. Aralarında hep mekik dokudu ve fark etti ki aslında hem Teise hem de Haise’den kopamamış, aynı anda ikisinde de vücut bulmuştu. Ve bu dengesi sonsuza kadar onlarla birlikte var olacaktı.

Hayaz’ı ve Bayaz’ı aynı anda saldı kara boşluğa Karuk. Önce Hayaz karar verdi ve Teise’ye doğru yola koyuldu. Teise üzerinde çeşitlendi, çoğaldı ve Teise’yi besledi. Bayaz ise Haise’yi seçti ama ona ulaşamadı. Hep ulaşmak istedi ama yapamadı çünkü Karuk’un bir planı vardı. Karuk, Bayaz’ı Teise’ye itti. Bayaz, Teise içine kök saldı ama gönlü hep Haise’den yanaydı ve varoluşunu hep Haise’ye ulaşmaya çalışmakla geçirdi ve geçirmeye de devam ediyor.

Karuk son iki tohumu bıraktığında ikisi de hissiz şekilde Teise’ye doğru düştü. Karuk şaşırdı ve merak etti, izler oldu ne olacağını. Bunlar Koce ve Eluk’tu. Koce, döne döne Bayaz’ın üzerine düştü ve orada filizlendi. Eluk ise Hayaz’ın üzerine düştü. İkisi de sadece filizlendi ve öylece bekledi. Karuk sonsuz zaman içerisinde hep onları izler oldu. Diğerleri unutulduklarını anladılar ve sustular. Teise’nin sessizliği en ağır olandı, iyice çöktü ve gitgide durdu. O kadar durdu ki kimi zaman ufak bir meltemin bile kaldırabildiği toz kadar ve kimi zaman ise küçük bir dal parçasıyla eşeleyebileceğimiz kadar yumuşak toprak oldu. Haise ise sessizliğini her zaman koruyamadı. Ağıtlar yaktı kimi zaman. Bazen sıcacık, bazen ise çok soğuk ağıtlar yaktı. Sonunda dayanamadı ve bıraktı kendisini. Sonsuza kadar savrulacak olan hava ise işte böyle oluştu.

Hayaz toprak üzerinde yürüdü, çok da akıllı değildi. Bazen uçtu, bazen koştu, bazen süründü, bazen de yüzdü… Hayaz hepsini yaptı. Toprak ve havaya ne olduğunu anlamadı. Anlamadıkça daha da düşünmez oldu ve sadece yaşadı. Yaşadı, çoğaldı, çeşitlendi ve sonunda ise hayvan oldu. Bayaz ise sessizliği en derinden seçen oldu. Çok ağır hareket etti, çok ağır büyüdü. Havaya ulaşmaktan başka bir şey düşünemez olmuştu ki sonunda bunu o da unuttu. Tamamen duru bir bilinçle yeşillendi, renklendi ve kalınlaştı. İşte, bitki de böyle oluştu.

Karuk, Koce ve Eluk’u izlemeye devam ediyordu. Sadece ama sadece onları izliyordu. Unutulduğunu bildiği halde üzülmedi ama Sayuk. Çünkü o, Kayuk’un kökünden geliyordu ve Kayuk’u en iyi o hissediyordu. Düşündü. Sonsuza kadar düşündü. Koce ve Eluk’a baktı. Toprak ve havadan sonra biraz filizlenmişlerdi ama bilinçsiz yatıyorlardı. Sonsuza kadar düşündü Saluk. Düşünceler arasında gidip gelmeye başladı ki bir yol buldu. Hep yaptığı gibi gidip gelecek, batıp çıkacaktı. Saluk çok güzel bir yol bulmuştu. Akacaktı ve aktığı yere geri gelecekti. Saluk akmaya başladığı zaman Koce ve Eluk’un içine de girdi. Orada toprağı ve havayı gördü. Eti topraktı onların, nefesleri ise hava. Kanlarında dolaşmaya başladı Saluk ve sonsuza kadar her yerde olmaya devam edecekti. İşte su böyle oluştu.

Koce bir çınarın üzerinde, Eluk ise bir ayının üzerinde uyandı. Karuk çok sevindi onların ayağa kalktığını duyunca. İşin aslı, Karuk ilk kez orada duydu nefes alış verişlerini. Dinledi Koce ve Eluk’u. Sonunda ise gözünü açtı ve ilk kez gördü Karuk. Toprağı, havayı, suyu, hayvanı ve bitkiyi de ilk kez gördü ama onlar neredeyse susmuştu. Çok üzüldü Karuk. Dinledi ve gördü hepsini ne kadar da unuttuğunu. Koce’yi bir tarafına, Eluk’u ise öteki tarafına alıp konuştu Karuk, ilk ve son kez o zaman konuştu:

“Toprak ve hava, hayvan ve bitki… Ve su… Sizin için sustu, durdu, aktı, çoğaldı ve büyüdü. Onlara dokunanın felaketi olun. Onları bozanın laneti olun. Onlarsız yaşayamayacağınızı unutmayın. Siz onlardansınız. Etiniz topraktan, nefesiniz havadan, kanınız ise sudan. Sizi besleyen ve kollayan ise hayvan ve bitki… Bunu unutmayın, çünkü ben unutmam.”

Sonra sustu Karuk, ilk ve son kez sustu. Koce ve Eluk’a ruhlarını verdi. İşte kadın ve erkek de böyle yaratıldı.

Erdem Tekin

Öne Çıkan Yorumlar

  1. Merhaba @Erdem_Tekin,
    Ellerinize sağlık. Masalınızı keyifle okudum, çok beğendim.

Söyleyeceklerin mi var? Kayıp Rıhtım Forum'da yorum yap.

1 cevap daha var.