Öykü

Uzaktan Bakarsan Güzelleşecek

Minik Jedas’ın gözleri karşıdaki dağın zirvesini süsleyen kara takıldı. Kış, sokakta yaşayan çocuklar için büyük imtihandı. Sağ salim atlatılan her gün başka bir acının başlangıcıydı. Bağışıklık kazanmanın tek yolu güzel bir geleceğin varlığına inanmaktı. Yoksa insanın kalbi körelir, düştüğü yerden kalkamazdı.

Ağzından sık aralıklarla buhar çıkan Jedas soğuğa direnmeye çalışıyordu. Kendine oldukça büyük gelen kirli, sünmüş kazağı ve yırtık ayakkabıları içinde pek de ısınabildiği söylenemezdi. Yine de yüzünde hafif bir gülümseme ile yaptığı işe odaklanmıştı.

Elindeki tebeşir hızla ahşap duvarda kayarken içinde de bir boşluk kapanıyordu. Umut, onun için duvarlara işleyeceği kadar önemli bir gerçeklikti. Sanki çizip de gözler önüne sermezse ellerinden kayıp gidecekti. Arkadaşının uyarısı düşüncelerini böldü.

“Çok geç kaldık, kızacaklar.”

“Sen git. Beni sorarlarsa bir yalan uydurursun.”

“Ama… Neyse al bunları.”

Yüzü kir içindeki sıska çocuk eldivenlerini çıkarıp Jedas’a uzattı. “Ben onları oyalarım. Çok geç kalma.” Jedas usulca başını sallayınca rahatlayarak oradan ayrıldı.

Yoldan geçen insanlar çocuğa bakıp duruyordu. Kimisi umursamazken kimisi bu havada onun ne yaptığını merak ediyordu. Eve gitmesi gerektiğini söyleyenler oldu, bir evi bile olmadığını bilmeden.

Köşedeki kahvehanenin sahibi bir süredir çocuğu izliyordu. Jedas, eskiden el işlerinin sergilendiği ahşap dükkânların etrafından ayrılmıyordu bir süredir. Duvarları karalaması kahvehane sahibinin pek umrunda olmasa da bu duruma karşı çıkanlar vardı. Adam dayanamayıp, zaman zaman civarda dilenen çocuğun yanına gitti. Bir bardak çay uzattı. “Al bakalım evlat. Isınmaya ihtiyacın var gibi görünüyor.”

Jedas teşekkür edip buz gibi parmaklarıyla bardağı sardı ve bir yudum aldı.

“Nedir seni bu kadar meşgul eden? Biraz daha devam edersen donacaksın.”

“Bitince görürsün,” dedi çocuk sesinin titremesini engellemeye çalışarak. Burnunun ucu kızarıktı, rengi atmıştı. Yaşlı adam omuz silkip yerine döndü. İşi bittiğinde gururla gülümsedi çocuk. Çok önemli bir görevi yerine getirmiş gibi heyecanlıydı. Akan burnunu koluna sildi ve elindeki tebeşiri yere bıraktı. Kahvehaneye dönüp bağırdı.

“Bitti!”

Yaşlı adam gözlüğünü takıp ağır adımlarla geldi. Eli çenesinde bir süre resmi inceledi. “Vallahi bir şey anlamadım. Ne ki bu?” dedi şaşkın halde.

O sırada çocuğu dilendiren adam yanlarında bitti. Ve Jedas’ı kulağından tutup sürüklemeye başladı. “Ulan ben sana işten kaytarmak yok demedim mi? Ne yapıyorsun sen burada?”

“Bıraksana onu!” Yaşlı adam engel olmaya çalıştıysa da başaramadı. Kirli sakallı, yüzü kesik izleriyle dolu, merhamet yoksunu adam tarafından itilip kakıldı. Yere düşen ihtiyar duvara tutunarak kalkarken “polisi çağıracağım!” diye bağırdı. Çocuk kendisinden daha sakin ve bu acımasız muameleye alışkın görünüyordu.

Zorlukla da olsa arkasına dönüp bakan çocuğun ağzından şunlar döküldü. “Uzaktan bakarsan güzelleşecek.” Yaşlı adam o kadar gergindi ki başta çocuğun sözlerine anlam veremedi. Jedas’ın ilerideki kaleye uzanan bakışlarını fark edince ne yapması gerektiğini anladı. İkili gözden kaybolurken öylece bakakaldı.

Adam, kalenin basamaklarını tırmanıp en tepeye ulaştı. Bembeyaz bulutlar göğü kuşatmıştı. Rüzgâr başındaki şapkayı almak için çırpınıyordu. Serin havayla ciğerleri doldu, ruhuna bir huzur aktı. Tüm şehir ayaklarının altındaydı. Bir süre soluklandıktan sonra kendi sokağına kaydı gözleri. Gördüğü manzara şaşkınlıktan ağzının açılmasına neden oldu. Çizim, tıpkı tek başına anlam ifade etmeyen piksellerin birleşimi gibiydi. Uzaktan bakınca dev bir resim ortaya çıkıyordu. İki sıra halinde uzanan sergi binalarının güneye bakan duvarlarında göze çarpan şuydu: Yüksekten uçan bir kuş ayağına bağlı ipler sayesinde koca dünyayı taşıyordu ve çocuk dünyayı başarılı şekilde resmetmişti.

“İnsan kendi gücünün farkında olursa dünyayı bile taşır,” diye mırıldandı adam. Kafasında bir takım planlarla basamaklardan inmeye başladı.

Uzaktan Bakarsan Güzelleşecek” için 14 Yorum Var

  1. Üslubunuz akıcı, konu ise gayet başarılıydı. Betimlemelerinizi de oldukça beğendim; kaleminize sağlık.
    Affınıza sığınarak öykünün sonunda değinmek istediğim bir nokta var; öykünün ana çizgisi Jades üzerinden gidiyor, Jades’in ne yaptığı okuyucuyu meraklandırıyor ama öykü şu şekilde bitiyor:
    ” “İnsan kendi gücünün farkında olursa dünyayı bile taşır,” diye mırıldandı adam. Kafasında bir takım planlarla basamaklardan inmeye başladı. ”
    ve benim zihnim Jades’i, emeğini ve mesajını ikinci plana atıyor, yaşlı adamın kafasındaki bir takım planların ne olduğunu merak ediyorum. Çünkü öykü bu planlarla noktalanıyor. ( umarım aklımdan geçenleri aktarabilmişimdir ) Eğer öykünün devamı olacaksa yaşlı adamın planlarının ne olduğunu görmek isterim, esen kalın.

    1. Yorumunuz için teşekkür ederim. Evet biraz garip sonlandı öykü. Amacım çocuğun hayalinin adamda nasıl bir etki bıraktığını göstermekti. Detaya inme gereği duymadım, belki daha doğru olurdu dediğiniz gibi yapsaydım. Dikkat edeceğim.

  2. Uzaktan baktım ve çok beğendim. Kısacıktı ama eminim uzasaydı bu kadar etkili olamazdı. Bu öyküyü okuyup da beğenmeyen çıkmaz sanırım, çok dokunaklı.
    Tebrikler.

  3. Muhteşemdi. Tek kelimeyle. Kısacık bir öykünün içine bu kadar güzel bir olay sığdırabilmek her yiğidin harcı değil elbette. Fantastik yazılara alışkanlıktan dolayı realist bir öykü olduğundan garipsedim ama sonuna gelince epey etkilendim. Sanırım fantastik bir olay anlatılsa böyle olmazdı. Ellerinize sağlık 🙂

  4. Bitirdiğimde istemsizce tebessüm ettim. Bir çocuğun tebessümü kadar tatlı bir öyküydü. Elinize sağlık.

  5. Temayı bu kadar duygulu bir hale getirebilmenizi takdir ediyorum. Her yönden güzel bir öykü çıkmış ortaya. Elinize sağlık.

    1. Değerli yorumunuz için teşekkürler. Elimden geldiğince değişik bir şeyler yapmaya çalışıyorum.

Bir Yorum Yap

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır.Yıldızlı olan alanların doldurulması zorunludur. *