Öykü

Atmacanın Yankısı

Ne gördün gördüm sandığın? Ne duydun duydum sandığın? Sadece ölüm döşeğinde gözünün önünden akan yaşam sandığın kareler vicdan azabı oldu sana. Yaşadım diyebileceğin hiçbir şey yoktu sahnelerinde. Hiçbir şey görememek vicdan azaplarının en büyüğüdür o karelerde. Beynini burundan akıtıp avuçlarının içine koymadılar. Böbreklerini çıkarıp silkelemediler içini. O küçüklüğünden utandığın burun deliklerine koymaları gereken pamuğu dışından daha çirkin olan içini döktüğün yerine taktılar. Masmavi gökyüzünün altında bir çukura attılar seni. Ekmek veren eli ısırmış bir köpek nasıl gömülüyorsa öyle gömüldün. Zerresi için tek damla kan dökmediğin bir toprakta, henüz yan mezardaki düşmanın bile olmayan bir adamın kanını emmiş sefil solucan gezindi kırışık, ölü boynunda. Yanı başında görüp görebileceğin tanrıların en muazzamı dururken ona tapmadın. Yaşarken türlü isyanlarla bezdirdiğin o tek sandığın tanrının karşısına dizlerin titreye titreye çıkmaktan da korktun ya. Seni karşısına alıp konuşur mu dersin? O yeri ve göğü yaradan, Güneş’in nurunu üzerine döken, sıcaklığıyla hiç hak etmeyen seni yücelten o tanrı, kendi yarattığı ama senin içine kirden başka bir şey koymadığın o gözlere bakar mı sandın? Hiçbir şeyi olmayan insanların atıldığı çukurda, hayatının karelerini bile çekememiş, aldığı nefes haram olan sen, benim toprağımda böyle amaçsızca ölmeye utanmıyor musun? Utanıyorsun. Deden benim mezarıma elini değdirmediği için şanslısın. Yoksa senin tanrından seni alıp ahirette bir kere daha öldürmek zorunda kalırdım. Hiçbir işe yaramamış birinin Mısır toprağını kemiklerine katmasına dayanamadığım gibi, bir de izleri çevremde olsaydı mezarımdan kalkar senin için gelirdim çünkü. Bana inanmamış her kula yaptığım gibi derini yüzemediğim için pişmanım. Ben yüce firavununuz Kefren! Sen bana tapma cesaretini göstermeyen bir karayılan sürüsünün en zayıf solucanı. Sen yedi kat cihanın en derin çukurlarına atıldığında çukurun zehrine zehir katacak adi müşrik! Ben burada diğer dünyaya hükmettiğim karargâhımda, ebedi istirahatimde dinleniyorken seni unutmadım, unutmayacağım. Sizden olan herkesin ruhunda yine de benim armam olacak. Tanrın armamı gördüğünde kapısından kovacak sizi. Piramidimin yapımında çalışmamak için kaçıp, arsız çöllülere katılmayı kendilerine hak gören ve tek tanrı diye görmedikleri bir şeye tapan sular ortasında yanasıca mahlûklar ve sen o mahlûkların en zayıfı. İşte o gün geldiğinde senin ve bana baş kaldırmış ailenin halkımın yaşadığı cennete adım atacak ayakları tuzla buz olacak, piramidime el sürmeyi reddeden elleriniz dünyada savrulacak, tanrınızın yarattığını sandığınız gözleriniz buharlaşacak. Ben kudretlilerin en kudretlisi, yeryüzüne inmiş en büyük firavun ve tanrınız olarak dünyaya uçuşan tozlarınızı bir bir yakalatarak her zerrenizi yine cezalandıracağım.

Ben Kefren! Adını ağzına alma cesareti gösterdiğinde dudaklarını yakacak olan o ismin sahibi.

Merve Aydın

Ben Merve Aydın. Önce Kandilli Kız Lisesi’nde yatılı okuyup sonra Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Tarih Bölümü’nü bitirdikten sonra şimdi de Yeditepe Üniversitesi’nde Tarih yüksek lisansı yapıyorum. Bir kalem ve kağıdın ne işe yaradığını öğrendiğim andan beri yazıyor, yazıyorum. İflah olmaz bir Potterhead olduğumu belirtmem gerekiyor çünkü şu biyografide Hogwarts’ın da olmasını çok isterdim. Ha bir de Hogwarts’ta okurken okulu korumak için piertotum locomotor büyüsünü yapmak. Marquez ve Le Guin’in de kutsallarım arasında olduğunu belirtmek isterim.

Atmacanın Yankısı” için 12 Yorum Var

  1. Sevgili @merveriii

    Ben bu metni, güçlü anlatımını, özenle seçilmiş kelimelerini, devamı gelecek olan bir öyküye girizgah olarak algılıyorum, öyle olmasa bile öyle olmasını umut ediyorum.

    Umarım, önümüzdeki seçkilerde bu metne devam niteliğinde bir öykü kaleme alırsın. Şimdiden merak ediyorum.

    Eline kalemine sağlık

  2. Merhabalar!
    Malesef bu ay uzun kurgular yapacak kadar zamanım olmadı hatta bu kısacık öykümü bile son saatlerde gönderdim. Akademik hayat edebiyata bu kadar izin verdi bu ay diyelim.
    @Arokan Teşekkür ederim. Kefren’i öğrenmeye ittiyse ne mutlu bana. Kendisi atmaca firavun olarak anılır. :slight_smile:

    @Muge_Kocak
    :heart_eyes:
    Evet biraz kısa oldu sadece giriş gibi farkındayım. Ama dediğim gibi bu ay da böyle. Hem bazen kısa bir beddua da upuzun öykülerde bedel olabilir. Sonuçta koskoca firavun sinirlenmiş. :rofl:
    Bilmiyorum belki giriş olur belki de böyle kalır. ZAman gösterecek Müge. :grinning: Teşekkür ederim yorumun için.

  3. @ebuka
    Kefren zat-ı muhterem çok sinirlenmiş benim suçum değil. :rofl: Sonuö olarak sizin de ona sinirlenip ters yapmanıza sevindim demek ki duygu geçmiş okuyucuya. Teşekkür ederim yorum için.

    @Sena

    Ya şaka bir yana bu da kısa öykü. Minimal öykü deniyor hatta bu türe. Var yani böyle bir şey ya ben uydurmadım. Ha uydurur muydum evet. :rofl:Ama yok bu kez uydurmadım. :rofl: Giriş giriş giriş aynen :rofl::rofl::rofl::rofl: Teşekkür ederim yorumun için.

  4. Emrah dedi ki: dedi ki:

    Tanrıların kavgası
    Kızmış sinirlenmiş ama hiç sinmemis dik başlı bir savaş başlamış belli ki. Kısa olduğu kadar uzun bir öfke var satırlarda kime yada neden dedim

    Sonra açtım bir daha okudum. Bir daha okudum. Ve bazı öfkelerin sebebi yoktur can sıkıntısı gibi yakar durur insanı ama susturamaz durdurmaz yerinde. Hep bir köşeden dönüp dolaşır konuştukları kendisine.

    Bence iyi ve dikkatli okumak lazım. Şiirsel bir tadı var… Oda işte sözcükleri doğru sectiriyor insana… Güçlendiriyor tüm metni… Üst metinde öfke alt metinde hesaplaşma… ÇOk acımasız.

    Kaleminize sağlık. Nice öyküler insallah

  5. Canım Merve❤ Firavun’u böylesi gerginlestiren, altındaki odunu atesleyen nedir diye merak etmedim değil.
    Kullandığın dil, kelimelerin okuyucunun dudaklarında akması şahane. Uzun bir şiir, kuvvetli bir kitabın girişi gibi.
    Ben dahasini okumak, bu nefis girişe bir neden bulmak isterdim. En azından bu öykü bunu hakediyor diye düşünüyorum.
    Temaya yaklaşımını da sevdim.
    Daim olsun kalemin arkadaşım. Daha nicelerine, daha iyilerine💕