Tüm Panayırların Heyulası
Öykü

Ayrık Zamanda Bir Peri Masalı

Gözlerini açtığında, ilkin nerede olduğunu anlayamadı. Sonra ona doğru eğilmiş yüzleri bir bir tanıdı. İşte kralın büyücü danışmanı Mob idi bu. Yanındaki ise büyücüler heyeti başkanı Noti. Bu ikisi yattığı yatağın sağında dizilmişlerdi. Solunda ise eski senato üyesi başka bir büyük büyücü Roni duruyordu. Son bıraktıklarından daha yaşlı görünüyorlardı. Bu heyet onun Diyardan çıkışına itiraz eden grubun başında geliyordu. Geleneksel hatta eski kafalı tiplerdi. Onları pek sevmezdi ama şimdi çölde bir vaha bulmuşçasına sevinmişti. Zaten çöldeydiler fakat gönüllerdeki vaha artık çok uzaktaydı.

“Günaydın, bizi duyabiliyor musun?” dedi Mob.

“Evet. Ah başım… Kaç saattir uyuyorum?”

“Yaklaşık iki gündür.” diye cevap verdi Roni.

2 gündür uyuyor olmasının şokunu yaşadı bir an. Demek ki büyüyü kullanma mevzusu onun insanlaşan bedenini epey yormuştu. Tabii bir de yaptığı yolculuk vardı. Yol yemişti, normaldi bu bitkinlik. Roni, “İyi misin delikanlı?” dedi usulca.

Ne kadar sevecenler diye iç geçirdi Selim. Yüzyıllık kadim büyücüleri bu şekilde, çölde, kir pas içinde görmek içini acıtmıştı. Bunun yanı sıra bu beklenti dolu gözler onu düşündürüyordu. Aklı karışmıştı. Yerinde doğrulurken Mob’a tutundu. Merakının katlanarak arttığını fark etti ve o saniye zihninde büyüsünün ışığı yanmaya başladı. Mob’un yaşadıklarını, onunla kurduğu temas sayesinde hızlı bir şekilde zihninde belirmesini izledi. Gözleri kapattı sımsıkı. Hakaret ve zorla Diyardan sürülmüşlükleri, büyücü kralın peri halkına dayattıkları, onları yuhalayan halkın yanı sıra kalabalıkta kenardan sıkıntıyla onlara bakan gözler… Hepsini görebiliyordu şimdi. Zamanın akışı Selim için yavaşlarken onların dünya zamanına göre ivmelenen hareketlerine, birbirlerine şaşkınlıkla bakıp ona geri dönen kafalara bakarken Selim hikâyeyi çoktan öğrenmişti.

Bu hikâyede ilgisini çeken, çöl adamlarına dönen ve geçmişlerinden bir haber en eski sürgünlerdi. Uygulamanın bu kadar geriye gitmesi kafasını karıştırsa da cevaplar Mob’un zihninin derinliklerinde saklıydı. Onların sürgün emrini onaylayan kurulda Mob’un sıkıntılı yüzünü gördü, daha da fazlasını görmek isteyince. Mob’un önündeki defterde Zümrüdüanka kuşuna benzer bir amblem olduğunu fark etti.

Mob, Selim’in yaptığı şeyi idrak edene dek onun zihninde gezinmesine izin vermişti ama en derine attığını sandığı anıları en öne hücum edince gencin ne yaptığını anladı ama biraz geç kalmıştı. Selim’in sinirli gözleri ona döndüğünde odada bu uygulamadan eskiden beri haberi olan Mob, eski alışkanlıkla Selim’e içerden seslendi: “Onlar hiçbir şey bilmiyorlar.” Selim onu duymuştu kafasının içinde. Bu barakadakilerin hikâyede nerede öğrenmek için sustu. Herkese dokunup yalanlardan sıyrılmış hikâyelere ulaşmak için inanılmaz bir istek duysa da kendini tuttu. Dünya zamanına geri dönmüştü şimdi. Kendini dinlenmiş ve güçlü hissediyordu.

“Kurt gibi açım. Bir şeyler yiyelim mi? Hem bu arada buraların hikâyesini dinlerim sizden.” dedi, az önce öğrendiklerini şimdilik bir kenara iterek.

Mob rahatlamıştı. Derin bir nefes aldı. Tam söze girecekti ki Selim onu durdurdu. “Eski alışkanlıklarımızı bir kenara bırakalım saygıdeğer Mob. Görünen o ki artık büyücü danışmanı değilsiniz. Burada herkes eşit. Bırakın söze Roni başlasın.

Mob rahatsızca yerinde kıpırdanırken Roni şaşkınlıkla Selim’e bakakaldı. Sonra hemen toparlanıp söze girişti. Yüzyıllardır etkisinden çıkamadığı hiyerarşi ilk kez bugün delinmişti. Çöle düştükleri ilk günden beri Mob’un Diyardaki alışkanlıkları devam ettirme azmi yüzünden ne doğru dürüst çöle alışabilmişler ne de çöl adamlarıyla diyalog kurabilmişlerdi. Mob’un sahte nezaketi buraya onlardan önce gelmiş büyücüden bozma insanlara sökmüyordu. Mob en yaşlı ve kıdemlileri olarak sürekli ilk sözü söyleme ve kararları tek başına alma meylindeydi. Bunları hatırlayarak, halinden memnun bir giriş yaptı:

“Fark ettiğin gibi büyümüz artık yok. Buraya sürüldük. Ama artık çöl adamları en büyük sorunumuz. Henüz iletişim kuramadığımız için bizi düşman bellediler. Sürekli gözleri üstümüzde. Çölün kötü koşullarına bir şekilde ayak uydurduk. Suya erişimimiz var. Çöldekiler o konuda cömert. Suyu eşit paylaşıyoruz ama karnımızı zor doyuruyoruz artık. İnsanlaşmaya başladık. İnsanların yaşadıkları problemleri yaşıyoruz. Bu, bizim burada hayatta kalma şansımızı azaltıyor.”

İnsan olarak yaşadığı son yarım yıla bakıp onun ne demek istediğini çok iyi anladı Selim. Onlar sadece çölde bir gruba karşı ayakta kalma mücadelesi verirlerken o insanların hapishane dedikleri yeri bile deneyimlemişti. Asıl onun anlatacak çok şeyi vardı. Noti araya girdi birden:

“Sende büyü var evlat ve sen buradasın. Bu nasıl oldu, Onu anlat sen bize.”

Selim iyice karnının acıktığını hissetti:

“Önce midelerimizi dolduralım. İnsan olmak bunu gerektirir çünkü.” demesiyle ortaya can alıcı bir sofra kondurdu. Diğerlerinin gözleri büyümüştü. Ama Noti istifini bozmayan tek kişiydi:

“Bu çok tehlikeli.” dedi. Tam o sırada dışarda bir gürültü koptu. Çöl adamları gelmişti.

Büyücüden bozma yaşlı insanlar birbirine bakarken Selim ne yapacağını zaten biliyordu. Kapıya bir zaman bağlama büyüsü attı. Kapıdaki zaman ile içerideki zaman arasına mesafe koyan bu büyü, güçlü büyülerden biriydi. “Ayrık zaman büyüsü” denilen büyünün izleri kapıda dönüp duran mor bir girdap yaratmıştı. Ona dönen yüzleri önemsemeden önündeki bifteğe yönelen melez peri, çatalı ağzına götürürken “Hadi başlayalım, afiyet olsun.” dedi.

E. Nihan Acar

Multi-disiplinli bir alanda akademik arayışını sürdüren bir fenci- sosyolog olarak, peri masallarına ve bilime aynı anda inanan bir edebiyat hayranıyım. Üretkenliğimi sınadığım görsel tasarım, müzik ve sahne sanatlarından sonra -ve akademik yazından önce- edebiyat denemeleri yapıyorum. Kendimi bildim bileli okuyor ve yazıyorum. Online ve yazılı edebiyat platformlarında yayınlanmış kitap analizlerim ve öykülerim mevcut. Üretmenin bu dünyadaki tek sihir olduğuna inanıyorum.

Öne Çıkan Yorumlar

  1. Avatar for Entlovin Entlovin says:

    devam etmeliydi bence, ama yine de güzeldi okumak
    :slight_smile:

  2. Avatar for doktorant doktorant says:

    Bu öyküm zaten bir seri öykü ve hemen hemen her ay devamını yazıyorum. Yorumlarınızı beklerim.

Söyleyeceklerin mi var? Kayıp Rıhtım Forum'da yorum yap.