Öykü

Görüyorsun Ya, Suskunluğum Senin İçin Evladır!

“Hayatımın bir kısmını akvaryumda geçirdim. Anılarını yaz falan derler bu gibi durumlarda. Benim yazacağım şeyler seni sarmaz bir kere. Sen istiyorsun ki ben “Geçen akşamı evinde geçirdik, bir kez daha akvaryum insanının o sıcak ve samimi haline şahit olmuştuk hep beraber. Ayrıca yemekleri de şahaneydi doğrusu. Ertesi gün veda ederken herkese bir hüzün çökmüştü. Bir daha birbirimizi göremeyecek olmanın hüznü…” gibi şeyler içeren beş para etmez, leş bir günlük tutayım. Ve talebin bana ucuz dünyandan haberler getiriyor.“

Yok canım diyor bir diğeri, şöyle başlamalısın anılarına:

“Yine solgun ve hüzünlü bir gün sonu çökmüştü akvaryum denen kimsesiz coğrafyaya. Kimliklerinden ve geleceklerinden kesmiş oldukları ümitlerini saklayan bir tebessümle yola devam etmeye çalışan insanların coğrafyası… Adam yine ekmek teknesinin yolunu tutuverdi, defalarca yaptığı üzere. Anahtarı her çevirişinde sanki bir gün daha alnına yazılıyordu akvaryum denen cisimsiz gölgenin makus talihi.”

Sen daha bir güzel anlattın efendi. Ama bak ben pek bir hayalperestim, üstelik senin kadar da bağnaz ve gelenek hayranı bir adam değilim, hem de hiç… Sana mevzuyu kendi penceremden anlatacağım ama hiç hoşlanmayacaksın, rahatsız olacaksın, şimdiden uyarayım:

“Yirmi birinci yüzyılın ortalarındaydı insanlık, bir zamanlar akvaryum denen coğrafyada bir avuç çapulcu çeteler varoluş mücadelesi için birbirlerini öldürmeye devam etmekteydi. Son sert müdahaleden sonra birçok toplumsal değer yargıları ve umut aşılayan, olumlu kavramlar yok olup gitmişti. Yerini barbarlık, yamyamlık, kan ve gözyaşı almıştı. Nükleer bir gökyüzüne bakarken paçavralar içinde bir çocuk, ‘merhamet ne zaman gelecek acaba’ diye geçirdi içinden, aynı atalarının yaptığı gibi…”

Hoşlanmadın değil mi? Uyarmıştım da seni oysaki… O zaman ne demeye anlat diye ısrar edip duruyorsun ki, görmüyor musun suskunluğum senin için evladır? Benden bir talepte bulunuyorsun ama yerine getirdiğimde de bundan hoşlanmıyorsun… Ahhh, insanoğlu… Ne kadar da bencilsin.

* * *

Doktor elindeki kumandayı yanındaki adama uzattı. Adam gözlerini camın ardındaki denekten ayırmadan kumandayı eline aldı.

“Sen de dene hadi,” dedi doktor. “Bak şu tuşa basarsan şu karakteri seçmiş olacaksın. Buna basarsan da diğerini. Hatta şu ortadaki büyük, kırmızı düğmeye basarsan bir anda beş farklı insanın kişiliğine birden bürünecek deneğimiz.”

Doktor, şaşkın adama hem bunları söylüyor hem de kumanda üzerinde gösteriyordu. Ancak adam yaşadığı şokun etkisiyle kendini anlatılanlara veremiyordu. Sonunda güçlükle konuşarak “Şimdi bunların hepsi beynindeki mikroçipler sayesinde mi oluyor diyorsunuz doktor bey? Kumandadaki her bir tuş başka bir mikroçipe sinyal gönderiyor ve onda yüklü olana kimlik programı mı aktive oluyor? Denek bundan dolayı mı kendi kendine ve farklı üsluplarla konuşuyor?” dedi. Yüzündeki korkuyu ve hayranlığı gizleyemiyordu.

Doktor kumandayı işaret ederek “Bu cihaz sayesinde deneğin birtakım gözlemler sonrası optimum kişiliğe sahip olmasını belirleyebiliyoruz,” dedi. “Dün de sen camın ardındaydın, birkaç saatlik deneme yanılma sonrası senin için en uygun kimliğe karar verdik. Ve işte karşımızdasın,” diye ekledi gülümseyerek.

Adamın gözleri karardı, başı döndü. Mide bulantısıyla başa çıkmaya çalışırken aklından doktorun da aynı deneye maruz kalıp kalmadığı geçiyordu.

Haluk Çevik

"Bu gidişle son nefesine dek akademik eğitimine devam edecek olan 84 doğumlu bir yüksek mühendis."

Öne Çıkan Yorumlar

  1. Selam Haluk,

    Sadece adamın değil, hayatın da yer yer camın arkasından özeti gibi olmuş öykün. Ya da özet demeyelim de müzedeki bir temsil diyelim.

    Yine de öykü başlığı sessizliğim evladır diyorsa ve bu optimum kazanıyorsa, bu optimumu da adam belirliyordur. Paniğe gerek yok.

    Adamın gözleri karardı, başı döndü. Mide bulantısıyla başa çıkmaya çalışırken aklından doktorun da aynı deneye maruz kalıp kalmadığı geçiyordu.

    Kesinlikle…
    :fist_left::+1::wave:

  2. Merhaba @MuratBarisSari,

    Vakit ayırıp okuduğun ve bu güzel yorumun için çok teşekkür ederim.
    Yorumdaki tavsiyeyi de önemsiyorum.
    Bu arada ilk ve tek yorum sana ait şu an, buna da ayrıca müteşekkirim. :slight_smile:

    Sonraki seçkilerde görüşmek dileğiyle,
    Sevgilerle

  3. Avatar for ebuka ebuka says:

    Haluk merhabalar;

    Senden bu sefer daha kısa, daha az kafa karıştırıcı ama her zamanki gibi düşündürücü ve anlam yüklü bir öykü okudum. :slightly_smiling_face: Aslında hayatlarımız çok da farklı değil bu mikroçip takılmış deneklerden. Belirli kalıplar dahilinde geçiriyoruz ömrümüzü. Yoksa biz de denek miyiz? :slightly_smiling_face:

    Kalemine sağlık, keyifle okuduğum güzel bir öyküydü. İyi bak kendine görüşmek üzere…

  4. Avatar for Senaa Senaa says:

    @Haluk_Cevik selamlar,

    Meğer ne çok anlam sığdırmışsın şu kısacık öyküne. :slight_smile:

    İlk bölümdeki anlatım çok başarılıydı, senin diyaloglarından gelen organik tadı da aldım. Diğer kısımda doktorun yanındaki mekaniklik benim de mideme vurdu (:)) okurken, tıpkı adam gibi. Bu hissi geçirdiğin için teşekkür ederim.

    Kısa ve vurucu bir yazı olmuş, emeğine sağlık.

    Sevgiler,
    Sena

  5. Merhaba @ebuka,

    Vakit ayırıp okuduğun ve bu güzel yorumun için teşekkür ederim. :slight_smile:

    Sonraki seçkilerde görüşmek dileğiyle.
    Sevgilerle

Söyleyeceklerin mi var? Kayıp Rıhtım Forum'da yorum yap.

1 cevap daha var.

Yorum Yapanlar