Öykü

Kâşifler

NOT: Serinin önceki bölümüne buradan ulaşabilirsiniz.


“Evrenin derinlerinde sonsuz uykulara dalmış bu varlıklar, kendilerini kötü Tanrılar olarak gören Semedrililer’e karşı diğer Semedrililer’i kışkırttı. Böylelikle birbirlerine düşen Semedri insanları gerçekten de kötü bir lanetin etkisinde kalırcasına, ölüp gittiler. İşte o gün bugündür derinlerin karanlık tanrıları, yarı uyur yarı uyanık bir halde bu diyarlara ulaşmaya çalışır, sadece tükenmiş Semedri halkıyla yetinmeyip, tüm gezegeni yok etmek için büyük bir iştah duyarlar.”

Kâşifin dediklerini dinleyen adam kendinden geçmişti. Karanlık Tanrılar ile ilgili daha fazla bilgiye ulaşmak istediğini bildirdi. Bunun üzerine Kâşif, bu bilgileri bir insanla paylaşarak hata yaptığını düşündü. Ve bir daha onunla görüşmek istemedi. Bu duruma çok sinirlenen adam gerçekten de söylediği gibi yaptı ve kâşifin lanetlenmiş kitaplarla şeytani işler çevirdiğini halk arasında yaydı. Tuhaf olansa, kâşifin artık kütüphaneye uğramayışıydı. Evinden dışarı ihtiyaçlarını karşılamak için dahi çıkmıyordu. Oysa kâşifler yeme ihtiyacı hissetmeseler de suyu severlerdi. Böylelikle kâşif ile ilgili merak yangını bir hafta içerisinde sönüverdi. İftirayı atan adam, sonucun başarısız olmasından dolayı vicdanen rahat fakat meraktan içi içini yer bir halde günlerini geçiriyorken ilginç bir şey gerçekleşti. Civar insanlarının galeyanı üzerinden bir ay geçmemişti ki kâşifin o hiç terk etmediği evde garip haller olduğunu iddia edenler çıktı. Söylentilere göre evin camları kırmızı renge bürünmüştü ve içeriden tuhaf sesler geliyordu. O civardan geçen bazı insanlara dair kayıp haberleri de duyulmaktaydı. İşitilen seslerin şiddeti öylesine artmıştı ki, artık dayanılacak gibi değildi. Sesler daha çok böğürtü, çığlık, ciyaklama, tıslama şeklindeydi. Adamın birinin, küçük bir kızın evine gitmek için oradan geçerken aniden içeri çekildiğini bizzat gördüğünü söylemesi bardağı taşıran son damla oldu. Dev bir yılan evin kapısından dışarı hızla uzanmış, kocaman ağzıyla küçük kızın başını ısırarak içeri çekmişti. Bunun üzerine en önde kâşifin arkadaşı olmak üzere bir grup insan evin önünde toplanarak, korku ve öfkenin birbirine karıştığı duygularla beklemeye koyuldular. Kâşifin arkadaşı onlara, önce kendisinin tek başına gitmesinin daha uygun olacağını söyledi. Gruptan olumlu cevap alan adam ürkek ve heyecandan kalbi patlarcasına atar bir halde kapıyı aralayarak içeri girdi. Kapıyı kapattığında sanki geldiği dünya da tamamen arkasında kalmış, artık bambaşka bir aleme geçmişti. Solgun duvarlı, eski ahşap merdivenleri aşarak yukarı çıktı. Evin havası buz gibiydi. Kaynağı çok uzak diyarlara aitmişçesine çığlık benzeri sesler işitiyordu. Sanki sonsuz bir zaman boyunca atılan çığlıklardı bunlar. Öyle ki artık yardım isteğinden ya da acıdan kaynaklı olmaktan ziyade, elinden başka bir şey gelmeyen yetenekli bir ustanın yaptığı en iyi işmişçesine… Etraf iyice zifiri karanlık olmuştu. Artık zaman da farklı işliyordu. Bulunduğu yerin eskiden bir hapishane olduğunu fark ettiğindeyse tedirginliği iyice arttı. Bir an içini hiç dönemeyecekmiş gibi bir korku kapladı. Dönüp kaçma arzusu hissetti. Sanki oldukça yüksek bir bilinç tarafından izleniyormuş da, eğer kaçmaya kalkarsa hemen o an sağdan soldan iğrenç, tüylü yaratıklar fırlayıp kendisini canlı canlı yiyecekmiş hezeyanına kapıldı.

(Üçüncü bölümün sonu)

Haluk Çevik

"Bu gidişle son nefesine dek akademik eğitimine devam edecek olan 84 doğumlu bir yüksek mühendis."

Öne Çıkan Yorumlar

  1. Selam Haluk

    Sonunu merakla beklesem de, yaşayan bir organizma gibi sürekli değişerek bizimle kalacak gibi bu seri. Bir dahaki öyküde birazcık da merakımızı giderim, daha da meraklanacağız.

    Ellerine sağlık.

  2. Merhaba Murat,

    Teşekkür ederim yorumun için. Kısa parçalar halinde devam edeceğim bu seriye ancak seçki tatil arası verdiği için sonraya kaldı tabii.

    Görüşmek üzere.

  3. Avatar for ebuka ebuka says:

    Haluk selamlar;

    Evren genişleyerek devam ediyor. Bize de keyifle takip etmek düşüyor. Kalemine sağlık Haluk, görüşmek üzere…

  4. Selam Ebuzer,

    Teşekkür ederim okuyup yorumladığın için. Özel seçki sonrası bir müddet daha bu seriden devam edeceğim.

    Görüşmek üzere, kendine iyi bak.

Söyleyeceklerin mi var? Kayıp Rıhtım Forum'da yorum yap.

Yorum Yapanlar