Tüm Panayırların Heyulası
Öykü

Mavi Noktanın Ölümü

“Her evren, canlılık taşır içinde. Bu canlılık onun kalbidir.”

Bilge Evren, torunuyla sohbet etmeyi seviyordu. Torunu da onu dinlemekten hoşnut görünüyordu. Torununda farklı bir şeyler buluyordu Bilge Evren. O, içinde başka bir şeyler saklayan bir çocuk evrendi.

“Peki, ben de canlılık taşıyor muyum?” dedi Mavi.

“Bütün evrenler.” diye cevapladı Bilge. “Buna sen de dahilsin.”

Mavi, bütün çocuk evrenler gibi şaşırtıcı bir hızla genişliyordu. Onun yaşındayken Bilge içinde taşıdığı yıldızlardan habersizdi. İçinde parıldayan onca ateş topunu çok sonraları, genişlemekten yorulmuş yaşlı bir evrenken öğrenmişti. Oysa Mavi, içinde taşıdığı parlak noktalardan şimdiden haberdardı. Öğrenmeye pek hevesliydi. İsmini ileride torununa devretmek zorunda kalabileceğini düşünen Bilge, gülümsedi.

Yemek vakitleri gelmişti. Evrenler, yemek için içlerindeki karadelikleri kullanırlardı. Bilge Evren, bu öğünde koca bir galaksiyi yutmuştu. Ne de olsa yaşlı bir evrendi. Yaşlı evrenler obur olur. Bunu evrenlerin dünyasındaki herkes bilir.

Yemek yerken bir yandan anlatıyordu bilge.

“Herkes içinde “karanlık madde” ve “karanlık enerji” taşır. Yiyip yuttuğun parlak galaksilerin kütlesinin çoğu bunlardan oluşur. Onlar olmasa maviliğini oluşturabilir miydin?

Mavi, iki galaksinin çarpışmasını içinde duyumsadı. Bu çarpışmayı duyumsamayan karanlık maddenin içindeki salınmasını dinledi. Muhteşem bir şarkıydı bu. Gözlerini kapadı. İçerisinde büyüttüğü gökyüzünün altında nefes alan iyiliği düşledi. Gün gelecek ve mavilik sönecekti. İçi burkuldu.

“Herhalde oluşturamazdım.” dedi. “Karanlık maddeye ve karanlık enerjiye minnet duymalıyım o halde.”

“Hayır.” dedi dedesi Bilge Evren. “Onları içinde duyumsa yeter. Onlar senin rehinelerin. Rehinelerine iyi davran. Ancak o zaman anlayabilirsin sonsuzluğu.”

Kelimeler çoğaldıkça Mavi’nin kafası karışıyordu. Ne de olsa daha küçüktü. Henüz sadece 15 milyar yaşındaydı. İçindeki rehineleri düşündü. Onlara nasıl iyi davranabilirdi ki? Bir evren içindeki bir parçaya ne tür bir iyilik yapabilirdi? Sorular birikiyordu. Oysa içindeki galaksiler buna aldırış etmeksizin birbirinden uzaklaşmaya devam ediyorlardı.

Bir anısını hatırladı. Birisi ona içinde bir saman yığını gördüğünü söylemişti. Saman yığınının bir köşesinde de mavi bir yuvarlak. Gökyüzü dediği şey orada olmalıydı. Sevgi oradaydı. Bu yüzden Mavi’ydi ismi.

“Sen içindeki sevginin yanı başında büyüttüğün acılara katlanmak zorundasın Mavi. Sen farklısın.”

Dedesi içindeki binlerce galaksiyle birlikte gülümsedi.

“Işığı yutan karadeliklerden uzak tutmalısın maviliğini.”

O an ilginç bir şey oldu. Mavi, içindeki sevgiyi yok etmek istedi. Sorumluluktan kurtulmak istedi. Tüm bu karanlık düşünceler, içerisinde yaşayan ve insan denen bazı yaratıkların duygularını etkiledi. Sevginin taşıyıcıları olan bu yaratıklar, bir canavar inşa ettiler. “Hidrojen bombası” diyorlardı ona. Ve Mavi Evren bundan habersizdi. Ve galaksiler bundan habersizdi. Aslında hiçbir galaksinin umurunda değildi bu mavilik. Mavi Evren de sorumluluktan kurtulmak için yok olmalarını diliyordu.

Sonra canavar patladı. Hidrojen bombasının nefesi maviliği yuttu. Sevginin maviliği yok olunca, Mavi Evren de diğer evrenler gibi sıradan bir evren olmuştu. Bilge Evren bunu fark edince gizlice ağladı. Sonra milyarlarca yıllık rutin yaşamlarına geri döndüler.

Mümin Can

Mümin Can 89’un Mayıs’ında Kahramanmaraş’ın bir köyünde dünyaya geldi. Aslen Karamanlı olup şu günlerde eğitim uğruna Ankara’da takılmakta ve Kimya Mühendisliği bölümünü bitirmeye çabalamaktadır. Öyküler, şiirler yazmaya uğraşır, rock’n roll dinler, film izler, futbolla alâkadardır. Değişik coğrafyalardan bahseden, insanı hayal gücünün rıhtımından alıp düşlerin fırtınalı denizinde maceradan maceraya koşturan kitapları sever, sayar.

Mavi Noktanın Ölümü” için 2 Yorum Var

  1. Doğrusu okumamın sebebi ilk cümleydi, çok güzel bir öyküydü… 🙂
    Tek itirazım, çok kısa olması. Ama şikayet yok, ben de uzun öykü beceremiyorum 😀
    İyi akşamlaar… 🙂

  2. Evren ve öykü kavramına değişik bir dokunuş olmuş. Çok kısa olmuş, ama konunun kısıtlılığı sebebiyle uzasa bile çok farklı olmazdı. Umarım diğer seçkilerde de hikayelerinizi okuruz.

Bir Yorum Yap

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır.Yıldızlı olan alanların doldurulması zorunludur. *