Öykü

Naci

Bir bir kapandı, ümit kapısı,

İçimde var benim gönül yarası,

Gözyaşlarımın yoktur faydası,

Yaşadığımız âlem hayal dünyası…” 

Şansa bak! Denk gele gele şu uyuz Naci ile denk geldim iyi mi? Hiç de sevmem şu herifi… Ne vardı koştura koştura gelip, atlayacak? Zaten sıkış tepiş olmuş araç! Naci işte… İşi gücü patrona yalakalık zaten, oh olsun, iyi oldu. Şimdi de yapsın da görelim bakalım yalakalığını pis herif. Onun yüzünden bu yıl izinler de patladı zaten! Neymiş efendim, Naci Bey kayınpederi hasta olunca iznini uzatmış, dönene kadar yapılacak bir şey yokmuş! Koca yazımı yedi eşşoğ… Yazlığa gidemedik diye hanım az mı başımı yedi? Bok döner şimdi Naci… Dönsün de görelim!

Yahu hanım dedik de, unutuyordum… Bakla yapacaktı akşama. İç bakla, zeytinyağlı… Dünden kalan kızartma da vardı. Bir de kavun… Ulan ne güzel de kavundu ha, istesem böyle tatlısı denk gelmez. Sakladım da bugüne yiyemedim. Atardım bir iki kadeh, maç da var…

Oğlanın da LGS sonuçları açıklanacaktı bak şimdi aklıma geldi! Ne vardı şöyle bir iki gün sonra denk gelseydik sanki? Tercihiydi, adresiydi… Bir yığın dert! Bom bok ettiler efendim eğitim sistemini, bom bok… Çocuk mu okutuyoruz biz mi okuyoruz belli değil! Yahu benim babam beni ilkokulun kapısına bıraktı, bırakış o bırakış, bitti gitti. Ondan sonra ne ortaokul, ne lise. Zamane çocukları öyle mi? Kaydet, okula gönder, özel hoca tut, kurs ayarla, sosyal ortamı, psikolojisi bilmem nesi, üstüne de o zilli hocasından bir yığın laf işit! Neymiş, çocuk sorumlulukmuş beyefendi! Biz de onunla birlikte ödevlerini yapacak, sınavlara çalışacakmışız. Tabii canım, sen daya ödevi biz evde yapalım. Sonra bir de veli toplantısında milletin içinde bizi azarla çocuk gibi… Neyse ya iyi oldu belki de böyle… Uğraşsın dursun kerata şimdi bir başına, anlasın dünyanın kaç bucak olduğunu. Kendi ayakları üstünde durmayı öğrensin. Babam öldüğünde ben çok mu büyüktüm sanki? Ondan da küçüktüm…

Ulan oğlana değil de asıl kıza çok ayıp oldu! Bak üzülürse bir o üzülür işte… Canım kızım benim. Maliyeyi bitirdi geçen sene. Şak diye de girdi bir şirkete! Helal olsun valla! Ağzını açıp da baba bir isteğim var demedi şu yaşa kadar. Yahu, acaba benden çekinip de gidip anasına mı dedi hep gizli gizli? İstemeye geleceklerini bile anasından öğrenmedim mi? Damat beye de ayıp ettik. Herifçioğlu ne sövecek arkamdan! Çekecek siyah canti bir elbise. Tam da başımın üstünde, şöyle biraz sol köşede… Kızımın yanında… Bir de siyah güneş gözlüğü, hoca “ El-Faaaatiha” dedikçe, sövecek de sövecek. Haksız mı ya? Vallahi ben de olsam söverim. Sen tut nişan için bile bağ, bahçe kirala. Işığıydı, süsüydü, bandosuydu hepsini cebinden ver üstüne düğünü de, evi de biz hallederiz efendim siz rahat olun de! Şam babası gibi oturduk oturduğumuz yerde de gık diyemedik. Üstüne bir de mum diktik, su kattık pişmiş aşa iyi mi?

Hep o hıyarağası şoförün yüzünden! Hayır, hadi bizimki dolmuş ya o karşıdan gelen kamyonete ne demeli! Bastıkça basıyor eşşoğlu, şehir içi demeden… Bu kamyoncu, dolmuşçu tayfasının alayı kırık zaten. Şu tipe bak! Daha hâlâ kamyoncuyla tartışıyor! Sanki haklı çıksa geri yollayacaklar pezevengi!

Bu teyzem de gözleri belirte belirte bana bakmasa… Neyime bakıyorsa, araç devrilirken hafifçe dokunduk diye! Sanki ben meraklıyım senin o buruşmuş popona! İşim gücüm yok fırsat kollayacağım, araç bir takla atsa da şunun poposuna, kıçına el atsam, dokunsam diye! Ya şu amcaya ne demeli! Hâlâ elinde pazar torbası. Nasıl da sıkı sıkıya yapışmış. Gören de öbür tarafta lazım olacak sanır! Bir de pis kokuyor ki, artık ne aldıysa. Sahi ya koku… Bari şu koku hissi olmasaydı. Şart mı yani! Ya da illa olacaksa… Ne biliyim insan bir yere girdimi bir karşılama olur, bir kolonya filan tutulur değil mi?

Şans olacak adamda biraz şans! Hayatta olduğu kadar biraz da ölürken olacak ki böyle bir odada sıkış tepiş, teyzesiyle, amcasıyla, kamyoncusu, şoförüyle olmayacaksın! Hepsini geçtim, hiç değilse Naci ile olmayacaksın. Yalaka Naci! Şerefsiz, adi Naci!

Nasıl da asılıyordu Mehtap’a… Al işte asılır mısın elin evli barklı kadınına, böyle verirler cezanı işte. Hoş, ben de az dikizlememiştim Mehtap’ı karşı masada çalışırken… Kim bilir belki hep o Mehtap yüzünden. Sahi ya neden olacak, hırsızlığım yok kumarım yok. Cumalarım pek olmaz ama kurbanı, zekâtı bir tamam verdik. Vermedik mi? Verdik… Eee, neden öyleyse? Neyse, vade buymuş demek ki… Yapacak bir şey yok. Çıkarıp koyarlar birazdan hesabımızı önümüze…

Hanıma da o çantayı alamadık. Hatıra kalırdı hiç değilse…

Heh, işte açıyorlar kapıyı!

Bak bak, şu bizim Naci’ye bak nasıl da koşuyor hemen! Koş bakalım, koş belki ilk girince sana kıyak yaparlar! Sıkış tepiş dolmuşta, kamyonun altında kalıp geberdin, belki içerde düzgün bir yere koyarlar!

Deyyuz…

Erce Emekli

1987 yılında Ankara’da bankacı bir anne ve mühendis bir babanın oğlu olarak doğdum. Çocukluk dönemimde köy enstitüleri mezunu, eğitmen bir anneanne ve müfettiş bir dede tarafından yetiştirildim. Genellikle ortaokul yıllarına kadar 90 yılların televizyon kültürü ile büyüdüm. Ortaokul yıllarında Türkçe dersi öğretmenimin zorunlu olarak olarak yaptığı okuma derslerinde J.R.R. Tolkien’in eserleriyle tanıştım. O zamandan itibaren de fantastik kurgu kitapları hayatımın ayrılmaz bir parçası oldu. Bu kitapları daha sonra bilim kurgu, korku ve tarih kitapları takip etti. Özellikle J.R.R. Tolkien ve H.P. Lovecraft’ı akıl hocalarım olarak görüyorum ve hayallerimibu iki güzel insana borçluyum.

Öne Çıkan Yorumlar

  1. Senaa says:

    Hahahahah, çok eğlendim okurken. Kaleminize sağlık!

    Sevgiler, :slight_smile:

    Sena

  2. erce says:

    Okunduğumu bilmiyordum. Çok teşekkürler…

  3. Senaa says:

    Facebook sayfama öykünüz bu şekilde düştü. Naci neden uyuz ve nerede denk geldiler diye merak ettiğim için okudum. Öyküye giriş cümlelerimizin okuru çekmek için önemini de vurgulamış olayım bu vesileyle. :smiley:

    Nice okur dileğiyle, sevgiler… :hugs:

Söyleyeceklerin mi var? Kayıp Rıhtım Forum'da yorum yap.

Yorum Yapanlar