Öykü

Halenzeli İkinci Veysi Sultan ve Onun Trajedik Hükümdarlığı

Veysi Sultan, 1000’li yıllarda* Halenze diye bir yerde doğmuş olan, III. Zeydan’ın tek oğludur. Üç tane kız kardeşi bulunmaktadır. Babasının ne yazık ki 1052’de ölümünden sonra ailede başka erkek evlat bulunmadığı için Pasparabasoğulları Beyliği’nin başına geçmiştir. Sultanımız geçtiği için çok müteşekkirdir. Amma ve lakin bir sorun bulunmaktadır. Halenzeli Veysi Sultan ne yazık ki kulakları işitmeyen bir sultandır. Bu yüzden olacak ki halk tarafından sağır sultan olarak nitelendirilmiştir.

Halk, Veysi Sultan’ın tahta çıktığı ilk günlerde onun kulaklarının duymadığını bilmiyordu. Bunu 2 Sefer 1053’te yapılan Cülus Töreninde bile anlamamışlardı. Git zaman gel zaman, Veysi Sultan sarayından çarşıya inip gezmeye başlamıştı. Yanında el işaretleri ile halkın arzu ve tepkilerini ona çeviriyordu. Ama işte bazı konularda Veysi Sultan bu el işaretlerini yanlış anlıyor, yanlış şeyler yapıyordu. Mesela bir gün bir vatandaş Veysi Sultan’ı gördüğünde ondan etraftaki esnafın durumunun zor olduğunu ve eve ekmek götüremediklerini anlattı. Ama Veysi Sultan bunu yanlış anlayınca olanlar oldu. Şehre seçilen Emir Ahmet Bey’i görevden alıp yeniden seçim istedi. Bunun üzerine halk Veysi Sultan’ın olduğu Kahredare Sarayına gitti. Burada konuşuldu edildi ve bu seferde çarşıda bulunan Keldani kilisesi Hanedanlık tarafından ateşe verildi.

Halkın gitgide siniri artıyordu. İyi bir şey yapılsın istedikleri her zaman muhakkak kötü bir şeyler yapılıyordu. Komşuları bildikleri insanların dini ibadetlerini yapamamasını içlerine sindiremediler. Ya Keldani bir padişah bizim camimizi yaksaydı diye düşünüp tartıştılar. Bu düşünüp tartışmalardan tek bir sonuç ortaya çıkmıştı. Pasparabasoğulları Beyliği, kulağı sağır biri tarafından yönetilemezdi. Kahredare’ye gidip orada protestoya başladılar. Sultan onları takmayınca, halk çok sinirlendi. Kahredare’nin kapılarını kırıp, Veysi Sultan’ı aramaya başladılar. Veysi Sultan, odasında çok sevdiği bir iş olan bina çizimi yapmaktaydı. Halktan bir kaç kişi etrafını kuşatıp onu dövmeye başladılar. O acıdan ağlayıp, hiçbir kelime edemiyordu.

Veysi Sultan, dayaktan dört bir tarafı kan olmuşken, annesi Valide Mahpeyker İzlem, içeriye girip bağırarak halkın oğlunu bırakmasını istemişti. Halka sordu;

“Ne hakla sultanınıza vurursunuz?”

Halktan birisi cevap verdi, “O bizim sultanımız değil! Biz sağır bir sultan istemiyoruz!”

“Ailemizde başka bir erkek evlat mı var ki sağır olmayan bir sultan olsun?”

“O zaman Veysi Sultan’ın kız kardeşlerinden birisini tahta oturtun.”

“Olur mu öyle şey? Ne zaman Pasparabasoğulları’nın başına bir kadın geçmiş?”

“Olacak ve olmak zorundadır. Bu sağır sultan dün bir Keldani kilisesini yaktırmışsa, yarın neler yapar bilinmez. O yüzden devletimizin geleceği için evlatlarınızdan Zehra, Zübeyde veyahut Saniye hanım Beyliğin yeni sultanı olmalıdır.”

Halktan başka biriside “Saygıdeğer validemiz. İzin vermelisiniz ki bu sefer sultanımızı biz seçelim. Ulu Camii ve Ermeni kilisesinde bir sandık kurulsun. Gidelim hepimiz oyumuzu kullanıp, yeni sultanımızı seçelim.”

Halk bu sözlere katılmıştı. Her bir ağızdan “Seçim! Seçim!” diye tezahüratlar gelmekteydi. Valide bu isteği kabul etti. İki gün sonra Ulu Camii ve Ermeni Kilisesinde üçer sandık kurularak seçime gidilecekti. Veysi Sultan ise konağa çekilip ömrünün sonuna dek yalnız başına yaşayıp ölecekti. Pasparabasoğulları ise bilinmeyen bir denizin altına saklanıp orada sonsuza dek payidar kalacaktı.

Atakan Güngör

12 Nisan 2000’de Aydın’ın Nazilli ilçesinde doğdum. İlköğretimi Nazilli Fatih İlköğretim Okulu’nda, Ortaokuluda Nazilli Mehmet Akif Ersoy Anadolu Lisesi’nde tamamladım. Şu an Siirt Üniversitesi’nde mimarlık okumaktayım. Bilim kurgu edebiyatını -özellikle Isaac Asimov ve Philip K.Dick eserlerini- seviyorum. Hedefim mimarlığın yanında iyi bir bilim kurgu yazarı olmak.

Halenzeli İkinci Veysi Sultan ve Onun Trajedik Hükümdarlığı” için 1 Yorum Var

  1. Merhaba, öykünüzü okudum. Çok hoş bir fikir bulmuşsunuz ancak kağıt üzerinde yeterince iyi işleyememişsiniz. Alternatif/kurmaca tarih öyküsü okumayı çok isterdim. Belli ki bu konuya ilginiz de var. Aşağıda birkaç noktaya özel olarak değineceğim ama genel olarak şunu önerebilirim: Öykünün inişleri ve çıkışları için noktalar belirleyip kurgunuzu o noktalara oturtun. Okuduğum öykünüz, çok farklı şekillerde ilerlemeye açık ancak bunları göremeden öykünün sonuna geliyoruz. Kilit bir nokta belirleyip daha derli toplu bir öykü oluşturabilirsiniz.

    Başlangıç cümlesi için fazla karışık. Halenze diye bir yerde doğanın Veysi Sultan olduğunu söyleyebiliriz gibi duruyor ancak bir anlam karmaşası var. Bu cümleyi tekrar kurmayı düşünebilirsiniz.

    Bu cümlede de bir karmaşa var. Cülus töreni iki defa yapılıyor sanırım?

    Çok hızlı bir geçiş. Burada, aslında öykünün genelinde olan bir durumla karşılaşıyoruz. Geçişler çok hızlı ve bu nedenle kurguda kopukluklar yaşanıyor. Halbuki yeriniz var, Sultan’ın neler yaşadığını daha kapsamlı anlatabilirsiniz. Aynı şekilde halkın tepkisini anlatabilir, bunu diyaloglarla süsleyebilirsiniz. Böylece öyküyü lezzetlendirmiş olursunuz.

    Öyküde bir nevi halk ayaklanması okuyoruz. Bunu çok iyi taşıyabilecek bir malzeme var elinizde. Sadece biraz acele etmiş ve öykünün sonunu çok hızlı getirmişsiniz. Bu da kopukluklara neden olmuş. Beni heyecanlandıran bir fikrin bir kez daha yazılmasını çok isterim. Umarım siz de öykünün üzerinden geçersiniz.

    İyi akşamlar dilerim.

Söyleyeceklerin mi var? Forumumuza gel ve sen de yorum yap!