Öykü

Hapis Hayatı

1

Aniden Ankesör’ün içinde uyandı Biyolog. Ayağa sersemce kalkıp, kapıyı açtı. Bir seyahatteydi. Her yerde Göktürk Alfabelerinden oluşan neon tabelalar bulunmaktaydı. Burası Orta Asya’ydı. Burası Ötüken’di.

Binaların boyu bir metreyi geçiyordu burada. Kızıl bulutların arasında arabalar ve uçaklar kayboluyorlardı. Yerlerde sadece beyaz renkli ata benzeyen otonom araçlar vardı. Bu karmaşanın içerisinde semadan camgöbeği renginde ışıklar saçan bir araba inmişti. Kapısı açıldı. İnen kişi Sandugaçbige’ydi.

Biyolog’la kalpten kalbe selamlaştı. “Çağrımı aldığın için teşekkürler Biyolog.”

O bunu hatırlamıyordu. Ama eğer geri gitmek istemiyorsa, Sandugaçbige’ye hatırlıyor gibi yapmalıydı.  “Ne demek. Bütün evrenler için!”

“Seni çağırmamın sebebi, güneyde Tang Devleti ile yaşadığımız sorunlar. Savaş başlamıştı. Ama aniden bitti. Barış geldi, dostluk geldi.” Sandugaçbike, cebinden camsı telefonunu çıkardı. Görüntüler gösteriyordu cebinden. “Saint Lucia, Venezüela, Şili ve Orta Doğu’da da aynısı oldu. Sana artık ihtiyacım kalmadı. Geri gidebilirsin.”

“Neden aniden bitti savaş her hangi bir bilgin var mı? Yani bir savaş aniden, barış antlaşması olmadan bence bitemez. Sence? ”

“Bu konu hakkında bir düşüncem yok Biyolog.”

“Son günlerde değişen başka ne oldu?”

“Kağanlık insanları, robotları ve hem insan hem de robot olanları dinlemeyi ve takip etmeyi bıraktı.  Yönetim şekli Teknokrasi oldu. Bir de şu atlar piyasaya sürüldü. ”

“Pek de böyle aman aman şeyler olmamış… Ben gideyim o zaman. Daha diğer gezegenlerde beni bekleyen insanlar var. ”

Ayağa kalktı Biyolog. Yine Sandugaçbike ile kalpten kalbe selamlaşıp ayrıldılar. Bir kaç adım ilerledikten sonra arkasından gelen bir çöp toplama arabası onu yere devirdi.

2

Başının neden ağrıdığını hiç bilmiyordu. Gözünü o korkunç ağrının etkisinde açtı. Yine Ankesör’ün içindeydi. Dışarıdan sesler geliyordu. Ayağa kalkıp, Ankesör’ün kamerasından dışarıyı izlemek istiyordu ama görüntü karıncalıydı.

Kapıyı açtı. Görüp görebileceği en büyük savaşı şu an karşısında görmekteydi. Sekkelassertenler ile Onnkermmernsaqlar birbirleriyle karşı karşıyaydılar. Her iki tarafın zeplinleri havada ilerlerken, karşı taraf onları düşürmeye çalışıyordu. Biyolog, yukarıda kızıl bir nesne görmüştü. Ama ne olduğunu sezemedi. Bir kurşun orada Biyolog’u devirdi.

3

Bu sefer rutubetli bir odanın içinde uyandı Biyolog. Hatırlıyordu artık önceki seferlerde ne yaptığını. Öldüğünde ne olması gerektiğini… Koşarak dışarı çıktı. Etrafta siyah attan başka bir şey yoktu. Atın yanına koşup bir yumruk attı ata. O sırada havadan bir şimşek indi tam kalbine…

4

Bir çölde kaldırdı bu sefer kafasını, karşısında soluk renkli bir at vardı. İnsanlık adına her şey bitmişti. Biyolog, hiç bir şey yapamadığı için çok üzgündü. Gökte bir şey gözüktü ona.

“Sen! Ata bin yanıma gel!”

Biyolog, reddetti. “Sen benim düşmanımsın. Ben senin yanına gelmem.”

“Ya… Öyle mi? Geber o zaman deyyus! ”

5

Nihayet gerçek dünyada, Aktüer’in onu hapsettiği yerdeydi. Önündeki kapıyı tekmeledi, tekmeledi, tekmeledi. Uzun tekmelemeler sonucu kapıyı açmayı başardı.

Ayağa kalktı. Aktüer odasını taşımıştı belli ki. Onun odasını bulmak için arama yapmaya başladı. Yaklaşık 5 saat sonra Aktüer’in kapısının önündeydi. Kapıyı tıklattı.

“Ah, Reyhan. Kart yok mu sende şu kapıyı açacak?” diye seslendi içeriden. Biyolog yeniden kapıyı tıklattı. Kapı açıldığında, kapının ardında şaşkın bir ifade gördü. Aktüer, “Biyolog!” diye bağırdı.

“Biyolog ya, Biyolog. Ne oldu? Ekmeğine kan mı doğradım?”

Aktüer, silahını aldı. Biyologa doğru uzattı o anda kapıdan Reyhan girdi içeri. Aktüer’in kafasına nişan alarak ateş etti. Aktüer, kafasına mermi yemesiyle yok olması bir olmuştu.

Hapis Hayatı” için 1 Yorum Var

Söyleyeceklerin mi var? Forumumuza gel ve sen de yorum yap!