Öykü

İki Saat Sonra

Elimden tut ve bırakma beni. Geçmişin içine düşmek istemiyorum. Orada yeterince dolaştım. Şimdi önüme bakmalıyım. Bak, ıslanmış kaldırım taşları ve çamur olmayan ayakkabılarım ne güzel duruyor. Neden bunları düşünüyorum? Yine kendi kendime saçmalamaya başladım.

“Arabayı arka tarafta bir yere park ettim.”

“Anne, aklımı karıştırıyorsun.”

“Ne yaptım yine? “

“Yaptığın her şeyi bana söylemek zorunda değilsin.”

İşte dünyanın en iyi taklit yapan insanı, benim annem. Kızı olarak yalan söylemekte onu örnek alıyorum. Büyükbabamın dediğine göre konuşmaya başladığından beridir yalan söyleyebiliyormuş. İşinde çok deneyimli. Şimdi yine yalan söylemeye hazırlanıyor.

“Senin sakinleşmen için yapıyorum. Çok gergin gözüküyorsun.”

Sıra ben de.

“İki saat sonra sınava gireceğim. Bence bu yeterli bir sebep. “

“Hadi yere oturma, kalk biraz yürüyelim. Okulun arkasında ufak bir park var.”

“Kalkmak istemiyorum. Saatlerce burada durup yerdeki karıncaları izlemek istiyorum.”

“Karıncaları izlemek mi? Saçmalama, hadi kalk.”

Yapabileceğim şeyler sayılı ama denemeye değer. Gözünün içine bak, yüzüne gülümse ve yanına çekip oturt. İşte sizinle oyun oynamaya hazır koca bir kadın.

“Bir saat boyunca bunları mı izleyeceğiz? Hem yer çok soğuk, hasta olacağız. “

“Kalk, git. Tek başına parkta dolaş. Çocuk gibi davranıyorsun.”

“Tamam, parka gitmek zorunda değiliz ama en azından yere oturma. Kalk, biraz yürüyelim.”

Saatlerce yürümek için neye ihtiyacım var? Ayakkabıya mı yoksa motivasyona mı? Şu an ikisine sahibim ama yapamıyorum. Sınav bittikten sonra yapabilecek miyim?

“Elimi tut. Parka gitmemek şartıyla biraz dolaşabiliriz.”

Yine onun istediği olduğu için o bakışı attı. Her şeyin doğrusunu ben bilirim bakışı.

“Çok zayıfladın. Diğer kızlar sınav döneminde kilo alır, sen daha da zayıfladın. “

“Kilolumu olmamı mı istiyorsun? Tombul yanaklı yeğenlerin gibi. Derya’nın düğünü ne zamandı?

“Nereden aklına geldi? Kimse bir şey bilmiyor, belki de evlenmişlerdir. Niye kafanı böyle önemsiz şeylerle yoruyorsun.”

“Konuyu sen başlattın. Ben de devam ettirdim.”

Ailemi çok seviyorum. Herkes benim gibi, zeki ama tembel. Bu yüzden kendimi sevemiyorum.

“Konuyu değiştiriyorum. Hangi üniversiteye gideceğine karar verdin mi?”

“Verdim. Şu an karar verdim.”

“Bizim eve en yakın üniversiteye gideceğim. Nasıl fikir? Tam da babamın hayalindeki gibi.”

“Baban duyunca çok sevinecek. Peki bölümün hakkında bir şeyler düşündün mü?”

“Onun için daha erken. Daha sınava girmedim. Aldığım puana göre bir yere gitmeyi planlıyorum.”

Şaka yapmadığımı zannediyor ama gerçekten şaka yapıyorum. O kadar umursamaz değilim. Sadece istediğim bölümü açıklama konusunda hazır hissetmiyorum.

“Bugün sınavdan sonra tatile çıkmak istiyorum.”

“Tatil mi? Hem de bugün. Nereye gitmeyi planlıyorsun. “

“Bir bölge turu olabilir. En azından bir haftalık. “

“Ben de baban da bu iki hafta boyunca çok yoğunuz, belki başka zaman gidebiliriz.”

“Sizin gelmenize gerek yok. Ben yalnız da gidebilirim. “

Bir şeyler söyle. Tek başına gidemezsin diyebilirsin. Neden susuyorsun.

“Bugün akşam yedide gidiyorum. Turla gidiyorum. Bir hafta sürecek.”

“Parasını ödedin mi?”

“Ödedim.”

“Nasıl ödedin?”

“Anne, bir yere otursak daha iyi olacak. Gel şuraya oturalım.”

Doğru zaman ne zaman gelecekti? Hiçbir zaman kendimi hazır hissetmeyecektim. Yalanlarımla mutlu olmalıydım.

“Yemek yapmayı sevdiğimi biliyorsun. Bizde Hazal’la Youtube kanalı açtık. Annesinin pastanesinde yemek videoları yapıp paylaşıyoruz.”

Mutlu olması gerekiyordu ama olmadı. Mutluluk yerine gözünde endişe vardı. Yıllardır doktor olmak istediğimi söyleyen ben ne oldu da pastacı olmaya karar verdi?

“Ne zamandır yapıyorsunuz?”

“Nerdeyse bir sene oldu ve para kazanmaya da başladık.”

“Bana niye söylemedin?”

“Sormadın, ben de söylemedim. İlk başladığımız zamanlarda sadece eğlenmek istiyorduk ama sonradan para kazanmaya başlayınca daha da ciddiye almaya başladık. İlerde de bunu devam ettirmek istiyoruz.”

“Doktor olmak istemiyor musun?”

“Doktor olmak istemiyorum. Gastronomi okumak istiyorum.”

“Şimdi nerden çıktı bu? İlkokula giderken bile doktor olmak istiyordun, şimdi ne oldu da vazgeçtin? “

“Çalışmaktan sıkıldım. Öğrenmek istemediğim o kadar çok şey öğrendim ki artık vücudum tepki göstermeye başladı. İlk önce uzun süren baş ağrıları, uykusuzluk, halsizlik, bel ağrıları ve yeme bozukluğu birbirini takip etti.”

“Bunları senle yaşıt herkes yaşıyor ve yaşamalıda. Hayat bunlarsız geçmiyor. “

“Ne için buna katlanıyorum? Yine aynı sıkıntıların olduğu bir yeri kazanmak için mi? Hayır, Bunu yapmak zorunda değilim. Sevdiğim işi yaparken yorulmak istiyorum, saatlerce kütüphanede oturup soru çözdükten sonra değil.”

“Çalışmaktan yorulduğun için gerçek hayalinden vazgeçtin. “

“Sen niye hayallerinden vazgeçtin? Kendi istediğin için mi yoksa bazıları değiştirmeni istediği için mi?”

“Daha çok ufaksın beni anlayamazsın. Ne yaşadığımı anlayamazsın. Ben senin yaşındayken…

“Haklısın çok ufağım. Bu ufak yaşıma rağmen hayatımdaki en önemli kararı şimdi almam gerekiyor ve ne olmak istediğime karar verdim. Kendim karar verdim.”

Şimdi ayağa kalkıp bir süre birlikte konuşmadan yürüyebiliriz.

Ahmet Ay

Öne Çıkan Yorumlar

  1. Güzel ve rahat okunan bir öykü olmuş, elinize sağlık. Ama sonunu sormadan duramayacağım, kız dediğini yapıp tura gidecek mi?

  2.      Yorumun için teşekkürler. En zoru ne yaptığını söylemesi ve bunda kararlı olmasıydı gerisi zaten kendiliğinden gelecek.

Söyleyeceklerin mi var? Kayıp Rıhtım Forum'da yorum yap.

Yorum Yapanlar