Öykü

Kırkkoyun

Karlı bir şubat sabahıydı. Kutbettin, Diyarbakır’da Kırkkoyun Mahallesinin kırsalında her sabah olduğu gibi küçükbaş hayvanlarını otlatmaya çıkmıştı. Karacadağ eteklerine kadar gelip biraz oturdu. Köpeği de yanına çömeldi oracıkta.

Sigarasını almak için elini cebine attı. Çıkarıp, paketi açtı. İçinde üç tane sigarası ve çakmağı bulunuyordu. Birini aldı yaktı. Ağzına götürüp tam içine çekerken arkasında bir gürültü fark etti. Arkasına döndüğünde, Karacadağ’ın ağzından akın akın garip insan çıkıyordu dışarıya. Mehmet, ayağa kalkıp Karacadağ’a doğru döndü. Kendisi ilk önce bu insanların Siverek tarafından bir köyden geldiğini düşündü ama bu insanlar ne yöre halkıydı, ne de başka yerden gelen birileri…

Tüm insanların teni siyah renkliydi. Ne kadınlarının ne de erkeklerinin saçları vardı. Mehmet, uzaktan fark etmişti bunları. Bir kadın, Kutbettin’i görüp ona doğru koştu. Ona şöyle söyledi; “Kaçın gidin buralardan! Işık yükseliyor!”

Kadın, Kutbettin’in yanından uzaklaşıp gitmişti. Kutbettin, Işık’ın ne olduğunu anlayamadı. Uzaktan bir erkek “Avesta’dan uzaklaştık! Işık bize geliyor!” diye bağırdı. Kutbettin, hızlıca hayvanlarını toplayıp, köyüne gitmek için harekete geçti. Köye gidince ilk işi bu durumu köy korucusuna söylemek olacaktı.

Köye geri dönerken, yerin titremeye başladığını fark etti. Bu durumdan çok endişelenmişti. Hızını arttırıp, hayvanlarını düşünmeden köye, evine doğru koşmaya başladı. Çok korkuyordu. Çünkü yer her saniye titreşimini de arttırıyordu. Koşarken, bildiği duaları da okumayı es geçmiyordu.

Köye vardığında, bazı evlerin sarsıntıdan çöktüğünü görmüştü. Halk dışarıdaydı. Evine doğru koşarken insanlara Karacadağ patlayacak diye bağırıyordu. Karşıdan, o dağın içerisinden çıkmış insanlar geliyorlardı. Köyde her evin içine girip oradaki insanları katlediyorlardı. Her eve girdiklerinde ağızlarından çıkan söz şuydu.

SİZ YERYÜZÜ İNSANLARI IŞIĞI KIZDIRDINIZ! AVESTA’DAN UZAKLAŞTINIZ! BUNUN CEZASI BU!

Kutbettin, Işık ve Avesta’nın ne olduğunu bilmiyordu. Bütün bunların ne olduğunu düşünürken sağ tarafındaki evden çıkan bir kadın Kutbettin’in başına saplamıştı. İşte o an yüz bin yıldır uyuyan yanardağ uyandı. Büyük bir gürültüyle Karacadağ’ın turuncu lavları ve dumanı gökyüzüne saçılmıştı, Kutbettin yere düştüğünde.

Atakan Güngör

12 Nisan 2000’de Aydın’ın Nazilli ilçesinde doğdum. İlköğretimi Nazilli Fatih İlköğretim Okulu’nda, Ortaokuluda Nazilli Mehmet Akif Ersoy Anadolu Lisesi’nde tamamladım. Şu an Siirt Üniversitesi’nde mimarlık okumaktayım. Bilim kurgu edebiyatını -özellikle Isaac Asimov ve Philip K.Dick eserlerini- seviyorum. Hedefim mimarlığın yanında iyi bir bilim kurgu yazarı olmak.

Kırkkoyun” için 2 Yorum Var

  1. Aremas dedi ki: dedi ki:

    Kötü olmamakla beraber bu şekilde başlayan bir kurgunun ifade edilmesi için yetersiz bir yazı. İçerik açısından daha dolu ve uzun olmalıydı. Elinize sağlık.

  2. Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Öykü için pek zamanım yoktu bu ay. Dönem projesi, finaller, bütünlemeler derken öyküyü son gönderim saatlerinde yazıp yolladığım için kısa oldu. Bu ay içerisinde umarım daha uzun bir yazıyla seçki içerisinde yer alırım. Gelecek ay görüşmek üzere!

Söyleyeceklerin mi var? Forumumuza gel ve sen de yorum yap!