Öykü

Nihan Yıldız

Nihan yatağında sıçradı. Korkuyla rüyasından uyandı. Artık bu kâbusu bir daha görmemeyi umuyordu. Bugün okulda herkese alfabeyi bildiğimi göstereceğim, beni çok kıskanacaklar diye düşündü. Annesi çoraplarını giydirirken mırıldanıyordu: “En güzel benim kızım. Küçük ayaklarına da bak sen, pembe kurdeleni de taktık mı tamam…”

Okulun ilk günü pek güzel geçmemişti. Bir sürü sümüklü çocuğun arasında kendini asla muhatap almaması gereken tebaası arasına düşmüş bir prenses gibi hissediyordu. Çocukların bazıları ısrarla bahçede bekleyen annesini isteyerek ağlıyordu, anneleri de daha önce kendileri okula gitmemişçesine ısrarla çocuklarını bahçede bekliyorlardı. İlk gün öğretmenleri kendini tanıtmıştı. Beyaz yüzlü, uzun boylu, kumral bir kadındı: Feride. Feride de Nihan gibi ortama pek uymuyordu. Çocuklara, “çocuklar” demeyeceğini, arkadaşları olmak istediği için “arkadaşlar” diyeceğini söyledi. Nihan bu yapmacık tavırlara sinir olsa da en azından aptal bir örtmenim olmayacak diye düşünüp sevindi. Feride onlara ilk günden ders yapacaktı tabii ki de. İdealist öğretmenler böyle olurdu. Akıllı tahtanın arka planındaki yelkenliyi gösterdi. Bakın çocuklar ben denize açılmayı çok severim, dedi. Çoğu deniz görmemiş çocuklar için bu yelkenli standart bir Windows arka planı olsa daha iyi olurdu sanki. Bu gösterişe gerek var mıydı? Feride sonra, masaüstündeki Feride klasöründen “alfabe” videosunu açtı. Tek tek harflerin dans ederek kendini tanıttığı aptalca bir çocuk videosu başladı. Nihan için bu bir kâbus gibiydi. Okumayı nasıl öğrendiğini hatırlamıyordu ama okula başlamadan önceki yaz anneannesi ona dahi çocuk muamelesi yapmasın diye bir derginin arka kapağındaki yazıyı heceliyormuş gibi yaparak okuduğu bir gün artık okumayı bilen biri olmuştu. İlk izleyişten sonra, Feride videoyu başa alarak çocukların alfabe şarkısına eşlik etmesini istedi. İlk gün bu şarkıyı baştan sona sonsuz kere izlemeleri ve söylemeleriyle geçti. Son ders Feride, yarın herkes alfabeyi ezberlemiş olarak gelsin, tahtaya kaldıracağım, dedi.

Tahtaya kalkma sırası ona yaklaştıkça heyecanı artıyordu. Koltukaltlarının altı sırılsıklam olmuştu. Keşke ilk çıkan o olsaydı, olup biterdi işte. Ama öğretmen yoklama sırasına göre, alfabetik sırada kaldırıyordu. Nihan Yıldız. Adı sondan bir önceydi. Ondan önce kalkan herkes tekledi, beceremedi. Nihan ben de onlar gibi batırırsam diye korksa da içten içe başaracağını bildiğinden gizli bir kibirle sırasının gelip kendini herkese göstermeyi bekliyordu.

“Nihan Yıldız?” Nihan kendi dünyasına o kadar dalmıştı ki öğretmenin adını ancak üçüncü kez söylemesinde duymayı başardı. Okulun ikinci günü, öğretmenleri henüz isimleri öğrenememişti ve kolayca öğrenecek gibi de durmuyordu. Listeden baktığı isimlerin karşılığı küçük yüzlerin hepsi birbirinin aynı gibiydi. Pembe, beyaz, sarı lekelerden oluşan bir denizin içindeki Nihan Yıldız bugün hasta mıydı, yoksa hiç gelmemiş miydi diye kendi kendine düşünerek listedeki son isim Nihat Yıldız’a geçecekken Nihan Yıldız küçük elini deliler gibi havada sallıyor, “Buradayım örtmenim, buradayım örtmenim” diye kendini yırtıyordu. Feride, “Gel bakalım tahtaya Nihan” dedi.

Nihan tahtaya katlı. Ağzını açtı ve alfabeyi söylemek için sesini aradı. Sesi olması gereken yerde değildi. Ellerini eteklerinin ucuna götürüp uçlarından çekiştirdi. Avuçları ter içinde kalmıştı ve ayakları giderek büyüyordu. Terli ellerinden su yerine kan damlıyordu ve yerler kan gölüne dönmüştü. Elleri de büyümeye başlamışken karşısındaki sınıf bulanık bir hal aldı. Artık yerinde duramıyordu ve sallanıyordu. “Örtmenim, örtmenim” diye bağırmak istedi, sesi hâlâ yoktu. Örtmeni de sınıftaki çocuklar gibi bulanık denizin içinde kaybolurken Nihan arkaya doğru düşmeye başladı.

Nihan yatağında sıçradı. Korkuyla rüyasından uyandı. Artık bu kâbusu bir daha görmemeyi umuyordu. Bugün okulda herkese alfabeyi bildiğimi göstereceğim, beni çok kıskanacaklar diye düşündü. Annesi çoraplarını giydirirken mırıldanıyordu: “En güzel benim kızım. Küçük ayaklarına da bak sen, pembe kurdeleni de taktık mı tamam…”

Deniz Erkaradağ

Deniz, İstanbul sokaklarında yürüyor, yazıyor, çiziyor ve düşünüyor. Hayal kurmayı ve dans etmeyi seviyor, daha çok okuyabilmek için kendine iyi bakıyor.

Öne Çıkan Yorumlar

  1. Önce kaleminize sağlık diyeyim. İyi bir öykü olmuş. Eğitim sistemindeki bazı çarpıklıkları vurgulamışsınız. okuduğumda farkettiğim bazı garipliklerden söz etmeliyim. Önce okulun ikinci günü mü yoksa birinci günümü anlamadım. Belki de bir kısır döngüye kapılmıştır Nihan. Ama her durumda da yaşadığı sıkıntılar iyi ifade edilmiş. Tekrar kaleminize sağlık…

Söyleyeceklerin mi var? Kayıp Rıhtım Forum'da yorum yap.

Yorum Yapanlar