Azıcık Firar Eden Dışkı ve Tarak Uzmanlığı
Varlığının kanıtını kimse bilmiyor. Mezarından çıkan bir sosisli ya da Rapunzelin saçlarının arasından dökülen bir adet penis olabilir. Bir cinsel…
#169: TELEKİNEZİ
Varlığının kanıtını kimse bilmiyor. Mezarından çıkan bir sosisli ya da Rapunzelin saçlarının arasından dökülen bir adet penis olabilir. Bir cinsel…
İnsan neden pişman olmaktan vazgeçmez. Ya da sonunda memnun olmayacağı kararlar vermekte ısrar eder. Keşkelerimizi biriktirip boynumuza kolye yapıyoruz. Bir…
Başına buyruk gençler şeklinde bir ifade kulağınıza çalınıyor mu sürekli sizin de son zamanlarda? Hani otobüslerde yaşlılara yer vermediklerinden dem…
“Nasıl gideceksin?” Soğukluğunu, metalik kablolardan geçerken almış aslında gün sıcaklığında bir sesten çıkan gerçekliğe ait bu küçücük soru, beni, derinlerine…
Bir gece vaktiydi. Mansur, kabul yeri görevliliği yaptığı otelde kafasını sağ yanındaki koltuğa koymuş dinleniyordu. Bütün günün yorgunluğu üstündeydi. Tam…
Uzun zamandır ben bir yolcu, bu hikâyenin kahramanı ise bir hancı gibi peşimde bir gölge gibi takip ediyordu… Yedi yıldır…
Yağmur yağıyordu. Bir duvar dibinde şarap içiyordum. Şişenin dibini bulmak üzereydim. Karanlığın puslu tavanına omuzlarını yaslamış kulelere baktım. Şimdi onlardan…
Efsaneye göre, Moğol ordusuyla Anadolu’ya gelen ve bu toprakların havasını suyunu ve dahi binbir çeşit yemeklerini beğenerek buraya yerleşen ve…
“Yeryüzünün her yerinde bir sır saklı olduğu gibi bizim topraklarımızda da bir sır saklıydı ve onunla yüzleştim. Ben, Labarna. Hititliyim,…
Sri her sabah uyandığında bir refleksle gözlerini kapatır ve pencereye koşarmış. Penceresinden binlerce yılın gizemini tozunda barındıran, bir rivayet içinde…
Sonbahar beraberinde insan selini de Göreme’den silmiş; yerini dingin, tatlı bir sessizliğe bırakmıştı. Kemâl’in uzaktan devasa peri bacalarının görülebildiği kuytu…
“Hey gidi Hacı Bektaş kavuklular! Beni, bu diyarda saklarsanız siz saklarsınız. Ne yoldaştan yana kaldı ümidim ne aileden ahfattan yana….
Köyün yeni taşındığı yer ile eski yeri arasında kocaman bir deniz vardı. Güçlü akıntıların olduğu, rüzgârların zaman zaman sert estiği…
– Dur bir dakika. Şu feneri biraz daha yakınlaştırsana. Bana ver şunu. Doğru, dürüst tutamıyorsun. – Ne yapayım? Parmaklarım soğuktan…